Yıllar önce bir kadınlar günü kutlamasında bir pankarta denk gelmiştim:
“ Kadın kadındır. Çiçek babandır.”
O gün çok sert bir slogan olarak gelmişti anlamamıştım. Yıllar geçtikçe her kadınlar gününde beynimde bu slogan döndü durdu. Ve ne kadar haklı olduğunu zamanla anladım. Kadın kendisinden başka hiçbir şeye benzemez. Ne narin bir çiçeğe ne de erkek gibi dedikleri öteki cinse… Kadın sadece kadındır ve başka hiçbir şey olmak zorunda, hiçbir kalıba girmek zorunda değildir. Kadın ne olmak istiyorsa odur. Kadın nasıl hissediyorsa öyledir. Güçlü hissediyorsa güçlüdür, narin hissediyorsa öyledir. Ve erkek egemen bir toplumda bir gün hatırlanıp da ertesi gün yeniden anneliğinden dolayı, kıyafetinden dolayı, duruşundan, gülüşünden dolayı yargılanıp durulacak bir varlık değildir. Tüm geceyi hasta evladımızın başında uykusuz geçirip ertesi gün işine 5 dk geç kaldığı için sorumsuz çalışan yaftası yemediğimiz, hasta evladımızı bırakıp işe gittiğimiz için ilgisiz anne olmadığımız, canımızın sıkan bir olayda patlayıp eşimize ses yükseltince anlayışsınız eş olarak anılmadığımız, yemek yaptıktan sonra “eline sağlık” lafından önce “tuzu eksik” cümlesini duyup kendimizi beceriksiz hissetmediğimiz, tüm acımasız kalıpların kırıldığı, tüm sıfatların dışında kadın olarak var olabildiğimiz günlerin gelip de sadece bir gün çiçeklerle süslenip ertesi gün o çiçeğin sulanmasını bile bizden beklemedikleri zamanlara ulaşmayı diliyorum. Ve evet şunu ben de artık çok içten söylüyorum:
“Kadın kadındır. Çiçek babandır.”