Müslümanlar için dinsel savaş, Haçlılardan bile daha büyük ölçüde, geniş topraklar kazanmaya yönelen bir teşebbüs idi; zira bu, temelde feodal gelirleri güvence altına almaya yönelikti.
Mezopotamyada monoteizmin ve demagojik
peygamberliğin gelişmesi, siyasal olarak örgütlenen ve ruhbanlar tarafından sistemleştirilen antik panteon tarafindan engellendi; bu gibi bir gelişme, devletin katı düzeniyle de sınırlanıyordu.
1984 normal bir çevrede büyüyüp normal hayatlara tanık olmuş herkes için çarpıcı bir kitap, Kürtler hariç. Bu kitabın değerlendirmelerinin çoğunda bunun bir distopya olduğu vurgulanır, gerçek olamayacak kadar dehşet verici bir sistemde yaşayan ya da yaşadığını zanneden insanların anlatıldığı, iktidarların kitleleri nasıl manipüle ettiğini gerizekalıya anlatır gibi anlatmış. Bu bakımdan okunması gereken ama okuduktan sonra sindirilmesi ve içselleştirilmesi gereken bir kitap, aksi durumda sadece okudum demek için okunmuş ve bu büyük esere yazık edilmiş olur. Gelelim ilk cümlede Kürtler hariç dediğim noktaya; ön yargılardan bağımsız okunup genel bir yakın tarih bilgisiyle değerlendirildiğinde bu kitapta distopya denilen durumun Kürtler için olağan ve hayatın gerçeği olduğu görülebilir. Sadece Kürtler de değil nazi almanyasındaki bir yahudi için de bu kitabın bir çarpıcı tarafı olmaz çünkü daha beterini yaşamış ya da tanık olmuştur. Biraz açarsak kitapta düşünce suçlularının öldürülüp yok edildiğini nihayetinde buharlaştırıldıkları anlatılır, bu bölümü okurken faili meçhul cinayetleri göz önünde bulundurmayı bilmek gerek. Kahramanın ceza evinde işkence görüp iktidarın yanlışlarını doğru kabul etmeye zorlanması Diyarbakır 5 nolu cezaevinin yanında devede kulak kalır. Tek bir fark var arada, kitabın kahramanı işkenceler neticesinde teslimiyeti kabul etse de Diyarbakır cezaevinde “teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.” düşüncesi işkencecilere yapmak istedikleri fikirsel tahribatı yapma imkanı tanımamıştır. Medyanın günün her saati iktidarın dışındaki herkesi düşman ilan ettiği ve her fırsatta iktidarı zihinlere yerleştirdiği, özellikle düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir toplumda her okuyucu bu kitapta mutlaka kendinden yada ülkesinden bir parça bulacaktır.