Yıldız Ecevit’in Oğuz Atay biyografisini okurken eş zamanlı olarak Oğuz Atay’ın tüm eserlerini en baştan tekrar okumaya karar verdim. Bu okumadaki ilk durağım da Korkuyu Beklerken oldu. Bu kitap bir öykü kitabı ve içinde mükemmel öyküler barındırıyor. Ama her seferinde beni en etkileyen kısım aslında bir öykü olmayan Babama Mektup kısmı oldu. Yaşamı boyunca çokça çatıştığı babasıyla bir tür hesaplaşma bu mektup. Oğuz Atay’ı her zaman ruhen kendime yakın bulmuşumdur. Bu mektubu okuduktan sonra taşlar yerine oturdu benim için. Kaç kere okudum bilmiyorum ama hayatımın her döneminde tekrar okuyacağıma eminim.
“ Biliyorsun seninle de çok çatışırdım, kapıları filan vurup giderdim. Bana hep haksızlık yaptığın duygusu vardı içimde. …Bugün, belki de sen artık öldüğün için, bana bir zamanlar haksızlık ettiğini düşünemiyorsam da, bana haksızlık edildiği düşüncesi içimde öylesine gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum bu bakımdan. Bu bakımdan da istemediğim bir yerlere vardım, artık bütün dünyanın suratına çarpıp duruyorum kapıları.”