𝓜𝓾𝓼𝓽𝓪𝓯𝓪 𝓚𝓮𝓶𝓪𝓵 𝓐𝓽𝓪𝓽𝓾̈𝓻𝓴 ...
Je ne suis pas parfait...*pertevniyal*
Evrene saygı duy, Doğayı Koru, Yaşamı Kutla (Tengri Biz Menen)
Gökoğuz Yeri Rumeli ️
Bruno,Źiźek
Toplumda gücün kimde olduğunu ve bu gücün ne amaçla kullanılabileceğini belirleyen yine siyasi kurumlardır. Gücün dar bir kesime dağıtıldığı ve kısıtlanmadığı siyasi kurumlar mutlakıyetçidir, aynı tarih boyunca dünyaya hükmeden mutlak monarşi örneklerindeki gibi.
Siyaset, bir toplumun kendisini yönetecek kuralları seçtiği süreçtir. Siyaset, kurumları basit sebeplerle kuşatır. Öyle ki kapsayıcı kurumlar bir ülkenin ekonomik zenginliği açısından iyi olsa bile Kuzey Kore Komünist Partisi'nin elitleri ya da sömürge zamanındaki Barbados'un şekerkamışı plantasyon sahipleri gibi bazı kişi veya gruplar sömürücü kurumları tercih ederler. Kurumlara dair bir çatışma yaşandığında sonuç, bu siyaset oyununda hangi kişi ve grupların kazandığına, kimin daha fazla destek aldığına, daha fazla ek kaynak elde edebildiğine, daha etkin ittifaklar kurabildiğine göre şekillenir. Kısacası kimin kazanacağı toplumdaki siyasi güç dağılımına bağlıdır.
Yoksul ülkelerdeki düşük eğitim düzeyi, ebeveynleri çocuklarını eğitmeleri yönünde teşvik edemeyen ekonomik kurumlardan ve hükümeti okul yapıp finanse etmeye, desteklemeye, ebeveynlerle öğrencilerin isteklerini karşılamaya teşvik edemeyen siyasi kurumlardan kaynaklanmaktadır. Düşük eğitim düzeyi ve kapsayıcı piyasaların yokluğunun bedeli çok ağırdır. Bu ülkeler yeni yeteneklerini harekete geçiremezler. Belki bu ülkelerde yoksul eğitimsiz çiftçiler olarak çalışıp istemedikleri işleri yapmaya zorlanan ya da yeteneklerinin asla farkına varamadıkları için askere alınan çok sayıda potansiyel Bill Gates, bir iki de Albert Einstein vardır, kim bilir. Ekonomik kurumların kapsayıcı piyasaların potansiyelini kullanma, teknolojik yenilikleri destekleme, insana yatırım yapma ve çok sayıda bireyin yeteneğini ve becerisini harekete geçirme kabiliyeti, ekonomik büyüme açısından önem taşır.