Bu şirkette geleceğim olduğunu bana söyleyen Peach'di. Bildiğim tek şeyin çok çalışmak olduğu bir dönemde, daha proje mühendisiyken beni seçmişti. Beni şirket merkezine alan da oydu. Üniversiteye dönüp lisansüstü öğrenimimi tamamlamamı da o sağlamıştı. Şimdi ise karşılıklı bağrışıyorduk. İnanamıyorum!
Araba köprüyü geçerken Nazlı'yı düşündü. Onu bir ay önce gördüğü zaman konuştukları şeyleri hatırladı. "Niye arada bir öyle kızarıyordu?" diye düşündü. "Bir milletvekilinin kızı. Bir milletvekili fatih olma yolunda insana neler sağlayabilir?" Kendini Nazlı'nın kocası ve o milletvekilinin damadı olarak düşündü. Ankara'da yeni yeni ihaleler alıyor, çok para kazanıyor, ona ve karısına hayran oluyorlar, arkasından da "Şu Ömer Bey hiçbir şeyle yetinmez" diyorlardı. Birden düşüncelerinden utanarak, "Ne ayıp şey! Ne saçma şey!" diye mırıldandı ve güldü.
Bu benim Peach'le ilk kavgam değildi. Dünkü kadar ciddi olmasa da pek çok kez atışmak durumunda kalmıştık. Peach'le çok iyi anlaştığım için bu durum çok canımı sıkıyordu. Bir zamanlar çok iyi arkadaş olduğumuzu sanıyordum. Ekibine geri dönmemden sonra bazı akşamlar ofisinde oturur saatlerce sohbet ederdik. Ara sıra da birlikte çıkıp bir iki tek atardık. Herkes benim ona yağcılık yaptığımı sanırdı. Fakat sanıyorum ki beni yağcılık yapmadığım için seviyordu.