Napolyon'un zaferle sonuçlanan hiçbir savaşın onun planlarını izlemediğini söylediği anlatılır. Gene de Napolyon bütün savaşlarını planlamıştır, üstelik daha önce hiçbir generalin yapmadığı kadar titizce. Bir eylem planı olmaksızın yönetici olayların esiri haline gelir.
Şapka gözlerine inmeden önce Harry'nin son gördüğü şey, salondakilerin onu dikkatle süzmeleri oldu. Sonra da şapkanın içindeki karanlığı gördü. Bekledi.
"Hmm," diye incecik bir ses geldi kulağına. "Güç. Çok güç. Bakıyorum, bayağı gözüpek. Kafa da fena değil. Yetenek de var, evet, öyle – kendini kanıtlama tutkusu... bak, bu ilginç... Seni nereye yollasam acaba?"
Harry taburenin kenarlarına sımsıkı yapışıp, "Slytherin olmasın, Slytherin olmasın," diye düşündü.
İnce ses, "Slytherin olmasın, ha?" dedi. "Emin misin? Biliyor musun, büyük usta olabilirsin sen, hepsi kafanın içinde, Slytherin de büyük ustalık yolunda çok şey kazandırabilir sana – hayır mı? Eh, öyle istiyorsun madem – GRYFFINDOR!"
Uyurken oğlumu seyrettim biraz. Düzgün hatlı güzel yüzüne bakmak içimi ısıttı. Alnına dökülen kumral perçemini okşadım. Uyanık olsa bunları yapmama izin vermeyeceği için oğlumu ancak uyurken sevebiliyordum. Yaşadığı hayata içim parçalanıyor ama elimden bir şey gelmiyordu. Üç ayrı doktorla yaptığımız çalışmalar boşa gitmişti. Ve işin acısı Kerem her geçen gün benden biraz daha uzaklaşıyordu.