Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsade ettiğim için, seni hiç bir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için…
Özür dilerim
Bugün bi yazıya denk geldim insan alıştığı duyguyu kendi yaratırmış . Üzerinde biraz durunca neden sürekli kendimi sabote ettiğimi anladım . Mutlu olmam gereken yerlerde huzursuz olmamı , bana karşı iyi yapılmış bi davranışı gerçekten hak edip etmediğimi yada acaba neden bu iyiliği yaptı şimdi diye arkasında bir şey aramamın sebeplerini gördüm.Alıştığım duygu bu sanırım. Eve koşa koşa gidip günümün nasıl geçtiğini anlattığımda neden öyle yaptığım sorgulanmış. Bir şey istediğimde hak edip etmediğim sorulmuş. Biri beni düşünerek bi hediye alamazmış mesela, o şey sadece beni mutlu edeceği için alınmış olamazdı hiç. Kesin bir şey isteyecektir benden kesin bi çıkarı vardır bundan. Güldüğümde neden güldüğümü sevindiğimde bunda sevinecek ne var şimdi lafını o kadar çok işittim ki. İşte şimdi neden olduğunu daha iyi anlıyorum . Neden sürekli kaşlarım çatık durduğumu . Neden insanların benimle konuşmaktan çekindiğini . Yada mutlu olduğum bi durumda bi anda huzursuz olup ortamın enerjisini düşürdüğümü bu sebeple yanımda arkadaş barındıramadığımı. Baksanız ama bana herkes imrenir enerjime hayata bağlılığıma tek başıma yaptıklarımla gurur duyar beni tanımayan insanlar taa ki beni tanıyıp neden yalnız olduğumu anlayana kadar . Sömürüyorum çünkü onları . Hayranlıkla yanıma yanaşan insanların o güzel düşüncelerini o güzel enerjilerini . Sonra benden kaçarak gidiyorlar . Arkalarına bile bakmadan . Maalesef ki arkadaşlar insan alıştığı gürültüyü bile arıyormuş . Bizim de mutsuzluğu aramamız gayet normal . Hem ne denir bilirsiniz kim mutlu olacağız diye geldi ki dünyaya . Belki de biz mutsuz olmaya gelmişizdir .