Kitapları okumayı öğreniyoruz ama insanları okumayı değil. O yüzden ne kitaplardan bir şey anlıyoruz, ne de birbirimizden.
İnsanlar da kitaplar gibi okunabilir; yeter ki bakmakla yetinmeyip görmeyi, dinlemekle yetinmeyip duymayı bilelim.
Ne var ki biz, yalnızca kitapları çözebilmek için alfabe öğreniyoruz. İnsan dediğimiz karmaşık varlığı çözümleyebilmek içinse hiçbir zihinsel altyapı sunulmuyor.
Bize bilgi veriliyor ama idrak öğretilmiyor.
Bu yüzden, ezberle donatılmış ama düşünmekten bihaber nesiller yetişiyor.
Ne okuduklarını anlayan var, ne gördüğünü yorumlayabilen.
Alfabeyi biliyorlar ama harflerin ne uğruna bir araya geldiğini bilmiyorlar.
Cümle kuruyorlar ama birbirlerine tek kelimeyle bile dokunamıyorlar.
Anlamın peşine düşmeyen, yalnızca sınavları geçmeye şartlanmış zihinler…
Kitaplardan da nasibini almıyor, insanlığından da.
Okumak, görmekle başlar. Göz var, görmez. Akıl var, işlemez.
Bizim derdimiz alfabe değil; biz anlamayı unuttuk.
Gerçek mânâda okuyabilmek dileğiyle... ✍️
"Sadece küresel ısınma nedeniyle buz dağları erimiyor, gözlerimizin önünde tüm insani değerler de eriyip gidiyor. Anlaşılan şu ki, eğer acil tedbirler almazsak gittikçe yalnızlaşan, aşırı bencil/narsist, zevkperest/hedonist, kaygılı, öfke ve nefret dolu insanlığa doğru dolu dizgin gidiyoruz. Bu çocuklar evlenmeyecek, aile kurmayacak, istikrarlı bir şekilde çalışmayacak ve medyanın kendilerine sunduğu hayali değerlerle yetinecekler. Tüm dünya sessizce ama kesin bir şekilde, bir 'açık hava tımarhanesine dönüşüyor"
–– Dr. Mustafa Merter