Son derece başıboş ve şansa dayanan bir yaşantımız vardı. Hemen hiçbir şeyi önceden planlamaz, kazara planladığımız şeyleri de pek seyrek olarak uygulardık. Acıktığımız zaman karnımızı doyurur, susadığımız zamansa su içerdik. Et yiyen düşmanlarımızdan uzak durmaya çalışır, geceleri mağaralarımıza sığınır, geri kalan zamanlarda da oynayarak vakit geçirirdik. Her şeye çok meraklıydık. Çok kolay eğlenir ve durmadan birbirimize oyunlar oynardık. Tehlike karşısında kaldığımız, bir de herhangi bir şeye kızdığımız zamanlar dışında hiçbir ciddilik yoktu yaşantımızda. Ama tehlike olsun, kızgınlık olsun çok çabuk unutulurdu aramızda.