Ne yazıp ne yazmamalı, nerede konuşup nerede susmalı, kimler dost, kimler düşman, nasıl anlamalı? Entelektüel kimlere denmeli? İçi boş romantizm batağında debelenen çok konuşup ama hiçbir şey anlatmayan, suya sabuna dokunmadan pısırıkça ve korkakça tavır alanlar entelektüel olabilir mi? Kişisel çıkarlarını ön plana koyup aman ne olacak yıllarca başkaları yedi biraz da biz yiyelim dedikten sonra bir taraf dini, diğer taraf Atatürk'ü kullanıyorsa bu hangi dine hangi namusa hangi adalete hangi vatanseverliğe yakışır? Tek bir kitap, tek satır şiir, hatta gazete bile okumayanlar neleri nasıl bilecekler? Kitaplara ,araştırmaya, eleştirmeye, sorgulamaya ne gerek var değil mi, nasıl olsa Google üniversitesi var sor ona herşeyi anlatsın sana(!) Kendinizi oradan ispat edin. Nasıl olsa biz herşeyi biliyoruz, merak ediyorum bu sadece bizim toplumumuza mı özgü bir durum? Bilmeyenlerin bilenleri susturduğu, sindirdiği, baskıladığı, küçük gördüğü bir toplumda adam kayırmacılık ve torpil ön planda olur, böylece tüm yapılar, kurumlar olumsuz etkilenir. Bu adam kayırmacılık, bu torpil bu görmezden gelmeler entelektüel aydın tavrı değildir. Bu tavır iki yüzlülerin, kokuşmuşların, karanlığın, kötülüğün, tavrından başka birşey değildir. Entelektüeller aydınlığın tarafında karanlıklarla savaşır yılmazlar, eğilip bükülmezler. Çıkarları için, ihale kapmak, köşeyi dönmek için kendi reklamlarını yapmaya ihtiyaç duymazlar. Zor zamanlarda ortaya çıkarlar, görünür olmak için değil göstermek için! Okuyan, araştıran, eleştiren sorgulayanlardır. Kahve köşelerinde ve sosyal medya da ağız dalaşı yaptığını, her önüne gelene istediği gibi kaba saba konuştuğunu göremezsiniz. Kendini ve haddini bilenler zaten böyle davranmazlar. Küçük burjuva hastalıkları, üsten bakmaları, küçük görmeleri, sarkastik