Kitap arka kapak ve ilk yazısı ile sizi mest etmeye başlıyor.. Sonra sayfalar nasıl akıp gidiyor anlamıyorsunuz.. Eğer bir edebiyat sevdalısı iseniz yazarın benzetmelerine hayran kalırken, en çokta daha önce rastlamadığınız özgün cümleleri ve kelimelerle adeta dans ederken sizin başınızı zevkten döndürmesi hoşunuza gidiyor belki de.. Yer yer ülke sorunlarına değinse de yazar konunun farklılığı ve üslubunun sıkmayan hali ile yazıların yazıldığı zaman dilimleri hakkında da tarihe not düşer nitelikte...aslında kitabı okurken yazarın ne çok acıyı yüreğinde barındırdığını,yazıların bir gözyaşı niteliğinde kaleminden döküldüğü için bu denli samimi geldiğini hissedebilirsiniz...
Kaküllerinin rüzgarlı ülkesinde bir küçücük yer yürek büyüklüğünde;gözlerinin kahverengi suyundan bir yudum iyilik ;gövdemi bir suç, bir fazlalık, gereksiz bir eşya olmaktan çıkaracak bir büyülü dokunuş, parmaklarının inceliğinden..
Kimsenin başkasının gözünün içine bakmadığı, herkesin çoğalmak için aynasını yanında taşıdığı yankısız bir zamanda, insanları sulara bakmaya çağıran meczup, bir beşinci mevsim simyacısıydım, yanlışını sevip yenilgisini kutsayan..