Zeynep Akay, kendini yürüyen felaket olarak adlandıran, gittiği her yere bela getirdiğine inanan hatta doğduğu andan itibaren lanetli olduğunu düşünen biri ve haksızda sayılmıyor. Zeynep yeni okuluna daha adımını attığı ilk gününde okul karantinaya alınıyor, bu da yetmiyor gibi genç kızımız bir de cinayete tanık oluyor. Yani cesedi buluyor. Tabii tek başına değil.
Ve konumuz da bu kısımda başlıyor. Zeynep'in kazara tanık olduğu ölen kız o ve onunla beraber cesedi gören soğuk ve duygusuz Onur'un bir anlaşma yapmalarına sebep oluyor.Mahşerin üç atlısıyla tanısmıs oluyor.Macera dolu bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
İlki kadar maceracı değildi ama ben yine de bayıldım. Mahşerin dört atlısını okuyup da kim beğenmez ki zaten? Kitabı bu kadar güzelleştiren bence zaten onlardı. Olaylar son sürat devam ederken son sayfalarında duygulanmadan edemedim. Üçüncü kitapta her şeyin düzeleceğini umut etmekle...