Derken, gece üzerlerine kapanırdı. Gece, çiğnenmiş bir yemin gibi teselliye aç; üzerindeki ölü deriden kurtulmaya çalışan bir yılan kadar yeniliğe muhtaçtı. Gece, bu seyirlik dünyada kimsenin kimseyi görmediği tek zamandı.
Senin çirkinliğin tüylerimizi diken diken edecek kadar güzel. Sen Aruzyak, bir kıyamet gecesi kadar güzelsin. Sahneye çık! Ve bize ölümle sona ermeyen hayatı oyna.
Bazen... böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiç bir yara görülmek istemez.
...
Yeter ki bu yara gözbebeklerinde çıkmasın. Çünkü eğer gözbebeklerin yaralanırsa, bir daha asla aynı gözle bakamazsım dünyaya.
Her çocuk aynı şekilde büyümez. Kimi çocuklar zamanın koyu kıvamını sevenlerin varlığıyla seyrelte seyrelte, yudum yudum büyürler. Zamanı olanca katışıksızlığıyla içen kimileriyse, lıkır lıkır büyürler.