Derler ki aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.
Neyse ki Zühre yıldızı varmış göğün üçüncü katında. Hâlen aşık olup olmadıklarını ve eğer aşıklarsa kime aşık olduklarını hatırlamayanlar, göğün üçüncü katına çıkıp Zühre yıldızının elindeki aşk aynasına bakarlarmış. Baktıklarında gördükleri yüz, aşık oldukları kişinin yüzü olurmuş.
Derler ki bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada. Böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri yersizmiş. Çünkü tekleyen hafızaları değil, yürekleriymiş.
Uzun zaman önce alıp da kitapliğımda bekleyen bir kitaptı. X 'ten kitap arkadaşım iplerinikoparankukla'nın önerisiyle okumayı daha fazla ertelemek istemedim. İlk bölümü okurken sıkıntıdan kitabı yarım bırakmayı bile düşündüm. Ama ikinci bölüme geçtiğimde kitap beni nihayet içine aldı.
9 yaşındaki Scout' un gözünden ırkçılığı, ayrımcılığı, nefreti, insanlığı, sevgiyi, saygıyı öğreniyoruz. Amerika'nın güney kısmında siyahi insanlara uygulanan baskıcı ve aşağılayıcı tavırlara inat, iftiraya uğrayan Tom'u savunan Atticus' un çabalarıyla adaletin herkes için aynı şekilde işlemesi gerektiği aklımıza mıh gibi çakılıyor. Ama gelin görün ki insanların cahilliği ve caniliğiyle baş etmek oldukça güç.
Sabretmeyi biliyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim. Aksi hâlde elinizi bile sürmeyin.