Aşığın kolları arasında dul kadın, " aşk dediğin yasak olmalıdır" diye mırıldanmış,
" yasak da gözden ırak olmalı."
Oysa delikanlı dul kadınla seviştiğini herkesin görmesini istiyormuş. Büyüdüğünü başkalarına ispatlamalıymş. Bu yüzden pencereleri hep açık tutuyormuş ama sokaktan kimse geçmiyormuş.
Derken bir gün delikanlı evde dolaşırken her zaman kilitli duran, bir kez olsun elini sürmediği kapıyı açmış. " Aman Tanrım!" diye haykırmış. "Bu yüzden mi kilitledin herkesi bu odaya? Bizi kimse görmesin diye mi yaptım bunu?" Soru cevabını bekleyedursun, dul kadın evin kapısını koy delikanlının üzerine kilitleyip gitmiş.
Dul kadın yolda bir tırtıla rastlamış. "Gizli aşığım olur musun?" demiş ona. "Gizlenmeye ne gerek var ki?" demiş tırtıl. "Bana olan aşkını herkes görsün isterim. O zaman çirkinliğim azalır." Dul kadın bir müddet tırtılın yaprakları kemirişini seyretmiş, sonra da koskoca dünyayı çirkin tırtılın üzerine kilitlemiş.
Devamı yorumda...
Adem ile Havva yasak elmanın tadına varınca farklılıklarını gördüler ilk defa. Utanıp incir yapraklarıyla örtmek istediler çıplaklıklarını. Ama birinde bir, ötekinde 3 incir yaprağı vardı. Sayı saymayı da öğrenince, bir daha hiç aynı olamadılar.
İlk kez Sait Faik Abasıyanık eseri okudum. Kitabın içinde otuz altı tane hikaye var. Yurdum insanının hayatını, hayallerini, hayalkırıklıklarını, sevinçlerini, hüzünlerini anlatıyor bu hikâyeler. Sait Faik'in dilini ve tarzını beğendiğimi söyleyemem. Okurken gerçekten çok sıkıldım. Anlatımında hiç hareket yoktu. Semaver ve Lohusa hikayeleri hariç bende merak uyandıran ve etkileyen başka bir hikaye olmadı. Başladığım kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için zor da olsa bitirdim. Benim için zaman kaybı olan eserler arasına eklendi.