• "İnsan türü evrendeki yerini ve varlığını hak etmiş midir?" Kitabın asıl sorgulamaya çalıştığı kavram bu. Bir hak ediş. Kim tarafından? Tabii ki bizi yaratan Tanrı (kitaba göre Efendi) tarafından.
    .
    Biraz felsefi, biraz dini, çoklukla kurgusal olan kitapta sorulan sorularla okur düşündürtülmeye çalışılmış. Okuduğum yorumlardan gördüğüm kadarıyla (kutsal değerlere yer verilmesinden ötürü) epey olumsuz yorum almış bir kitap. Belki kurguyu yaparken sıradan karakterler kullansa tepki çekmezdi ama bu kadar dikkat çekeceğini de düşünmüyorum.

    Yukarıda söyledik biraz kurgu, biraz din, biraz felsefe diye çünkü yazar çoğunlukla sorular soruyor. Cevap okura bırakılmış ya da okurun bulması amaçlanmış.

    Kitap Adem ile Havva'dan başlıyor. Onların Tanrı ile anlaşma yapmaları, yasak meyveyi yemeleri, ardından Kabil'in Habil'i öldürmesi ve Kabil'in de sürgün edilmesi. Ardından zaman kavramının ortadan kalktığını görüyoruz. Sürekli bir "şimdiki zamanlarda" dolaşıyoruz. Geçmişteki şimdiki zaman, gelecekteki şimdiki zaman... Kabil Lut, İshak, İbrahim, Nuh, Musa gibi peygamberlerle karşılaşıyor. Kitapta Sodom ve Babil gibi şehirleri de ziyaret ediyor.

    Kabil karakterinin yazarın kendisi olduğunu düşündüm kitap boyunca. Kendi düşüncelerini Kabil'e söyletmiş gibi geldi. Eserin dili ile ilgili olarak da şunlar kaldı bende: Yazar düz yazılarında nokta ve virgülden başka bir noktalama işareti kullanmıyormuş. Alışana kadar okuması zor gelse de sonrasında alışıyorsunuz.
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

    عن أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ فَإِنَّ الْمَرأةَ خُلِقَتْ مِنْ ضِلَعٍ وَإِنَّ أَعْوَجَ مَا فِي الضِّلْعِ أَعَْهُ. فَإِنْ ذَهَبْتَ تُقِيمُهُ كَسَرْتُهُ، وَإِنْ تَرَكْتَهُ لَمْ يَزَلْ أَعْوَجَ، فَاسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا[. أخرجه الشيخان والترمذي .

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır, öyleyse kadınlara hayırhah olun."

    Kaynak : Buhari, Nikah 79, Enbiya 1, Edeb 31, 85, Rikak 23, Müslim, Rada 65, (1468), Tirmizi, Talak 12, (1188)



    AÇIKLAMA :

    1- Bu hadis muhtelif vecihlerde rivayet edilmiştir. Burada zikri gereken ziyâdeli bir veçhi şöyle: "Kadın eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Aslâ bir istikamet üzere doğru olmayacaktır. Ondan istifâde etmek istersen eğri haliyle istifade et, doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Onun kırılması,boşanmasıdır."



    2- Hadis kadınların kendilerine has tabiatları olduğuna, bu tabiatın fıtri olup istenen şekilde değiştirilemiyeceğine, onu kendi tabiî şekliyle kabul etmek, mevcut hali üzere uyum yapma yolları aramak icabettiğine, onların eğriliklerine tahammül etmek gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi halde istenen şekilde bir istikamet vermek, onu kırmak demek olacaktır. Bu da boşanmadır. Hadisin bir veçhinde: "Kadın eyeğidendir, doğrultursan kırarsın. Ona iyi muâmelede bulun onunla yaşa" denir.



    Bu veçhinden daha iyi anlaşılacağı üzere, Resulullah kadınların hassas bir mizaç üzere yaratıldıklarına, onlara iyi muamele yapıldığı takdirde onlarla uyum içinde yaşanabileceğine dikkat çekmektedir. İmam Gazâli: "Kocanın karısı ile iyi geçinmesi, ona karşı güzel ahlakla muamelede bulunması, kadının hakkıdır. Güzel ahlaktan murad kadına eza-cefa etmemek değil, onun ezasına tahammül göstermektir, Resulullah'ın yolundan giderek kadının taşkınlık ve gazabına karşı halîm selîm davranmaktır" der. Bazı âlimler bu hadiste Resulullah'ın kadınlara olan şefkat ve merhametini görürler.



    3- Hadis kadınların bidayette eyeği kemiğinden yaratıldığına da parmak basıyor. Yani ilk kadın Hazreti Havva'nın, Hazreti Adem aleyhisselam'dan yaratıldığına dikkat çekiyor. Başka rivayetlerde daha sarîh olarak Hazreti Havvâ'nın, Hazreti Adem'in en kısa olan sol eyeği kemiğinden yaratıldığı ifade edilmiştir. Esâsen Kur'an muhtelif âyetlerinde insanlığın bir tek nefisten (Hazreti Âdem'den) yaratılıp sonradan çoğaltıldığını açıklar. Ayette bir tek nefisten nasıl yaratıldılar? Eyeğisinden mi, hangi eyeğisinden? gibi teferruata girilmez. Nisa sûresindeki âyet şöyle:



    "Ey insanlar sizi bir nefisten yaratan, ondan da zevcesini (Havva'yı) yaratan Rabbinizden korkun. Sonra da o ikisinden çok sayıda erkek ve kadınlar yarattı" (Nisâ 1).



    4- Alimler kadınların eğriliği deyince onların hırçınlığı, hissiliği, aklen zayıf oluşu, en basit bir hâdisede boşanma taleb etmesi, kocanın gücünü aşan talep ve isteklerde bulunması, aile sırrını ifşa etmesi, nankörce davranması, dedikodu yapması gibi umumiyetle fıtrî olan zaaflarını anlarlar. Şu halde Resulullah, sadedinde olduğumuz hadiste, kadınların bu fıtrî hallerine dikkat çekerek, onların bu zaaflarını gidermeye kalkma yanlışlığına düşmeden, bu hallerine tahammül ederek geçinme yollarını aramayı tavsiye etmektedir. Onlarla güzel geçinmede nebevî tavsiyenin esası tahammül, anlayış ve iyi davranıştır
  • Her ne kadar bizim inancımıza göre farklı ise de, Hz. Adem ile Havva nın cennetten kovuluşunu, yasak elmanın yenmesi konularına canlı bir dil ile anlatılmış bir kitap
  • Adem’in canı sıkılıyordu çünkü yalnızdı ve Havva yaratıldı. (O andan itibaren) can sıkıntısı dünyaya adımını attı ve nüfusun çoğalmasıyla birlikte can sıkıntısı da çoğaldı. Adem tek başınayken canı sıkılıyordu; daha sonra Adem ile Havva’nın birlikte canı sıkıldı; daha sonra Adem, Havva, Habil ve Kabil ailecek sıkıldılar; daha sonra dünyanın nüfusu çoğaldı ve insanlar kitleler hakinde sıkılmaya başladı. Kendilerini oyalamak için göklere ulaşabilecek kadar yüksek bir kule yapma fikrini tasarladılar. Kule yükseldikçe bu fikir daha da can sıkıcı olmaya başladı ve bu, can sıkıntısının nasıl da her şeye üstün geldiğinin korkunç bir kanıtı oldu... Müridim filan olsun istemiyorum; eğer olur da ben ölüm döşeğindeyken baş ucumda biri olursa ve sonumun geldiğinden artık eminsem, işte o zaman bir iyilikseverlik krizi sırasında bu teorimi onun kulağına fısıldayabilirim, tabii ona iyilik mi yoksa kötülük mü yaptığımdan hiçbir zaman emin olamam."
  • Bu olaylar ve bu alem ezeli ve ebedi değildir. Havva ve Adem nerede? Ey, dedem! Aklın varsa an bu andır, an bu an. Geçmişi hatırlamak korku, ıstırap ve keder verir. Kaderle uğraşma. Çünkü kimse kalıcı değildir, herkes gidicidir.An bu andır, an bu an. Senin gibi bir dilencinin dert ve sıkıntı ile uğraşması yazık değil mi? Şimdinin ve geleceğin derdiyle uğraşma! An bu andır, an bu an. Bu hayatta vefa yoktur, her günü dert ve eziyettir. Ey, huzura can atan! Ömrünü boşa geçirme. An bu andır, an bu an. Bilen kimse Ethem imiş, bilmeyen ise sersem imiş. Ölüm sırasında hayat sadece bir nefesten ibaret olup, geride kalanlar dert ve keder imiş. An bu andır, an bu an. An bu andır, an bu an.
  • Blogumdan alıntılama yapıyorum.Evren,varoluş,inanclar,evren ile varoluş arasındaki ilişki,evrim teorileri,olmak ile olmamak,Tanrı,Havva ile Adem ve daha fazlası bu kitapta.Bircok kaynaktan yararlanılmış.Destekleyeci resimler,karşılaştırmalar ve sütunlar kullanılmış.Keyifli,akıcı ve güzel.Tavsiye ederim. :)
  • Seninle yaşamak için,
    Aramızda adem ile havva'dan beri
    Ekilen kara çalıların sökülmesi
    Yükseltilen duvarların kaldırılması gerkir
    Bunun için,
    ilk sınıf, ilk hakim,
    Yalancı ve zalim rkekliğin yenilmesi
    Ve
    Uygarlığın çaldığı ateşin alınması gerekir.
    Prometteus' lara bedel bir kavgayı göze aldım.
    Dunyayı karşıma aldım
    Dunyayı karşımda buldum
    Promete'nin memleketinde
    Haince esir düşürüldüm

    Ey kutsal ana
    Ve
    Sevda kadını....