Muhammed Ali Saltan

Yapılan bu oturumlarda gönülleri ferahlatan nükteler ve hoş mizahlar da vardı. Nebevî ilim meclisinin ciddiyeti ve Allah Resûlü (sav)'in heybeti, sahâbesini hayatın doğallığından soyutlamıyordu. İşte Allah Resûlü (sav), yanlarında çöl halkından birisi (bedevi) varken ashabıyla konuşuyor: "Cennet ehlinden bir adam ziraat yapmak için Rabbinden izin istedi. Allah, 'Dilediğin nimetler içinde değil misin?' buyurunca adam, 'Elbette öyleyim Rabbim, ancak ben ziraat yapmayı pek severim' dedi. Bunun üzerine adam tohum ekti, bitkisi hızlıca büyüdü, doğruldu, hasat edilecek hâle geldiğinde dağlar kadar oldu. Bunun üzerine Allah, 'Al ey Âdemoğlu, seni bir şey doyurmaz' dedi." Resûlullah (sav) bu olayı anlatınca yanlarında bulunan bedevi, "Ey Allah'ın Resûlü, vallahi o adam kesin ensârdan ya da muhacirden birisidir; nitekim onlar ziraatle uğraşırlar, biz ziraatten anlamayız" deyince oradakileri gülme aldı, Resûlullah (sav) de onlarla beraber güldü.45 45. Ahmed bin Hanbel, Müsned (10642).
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Reklam
Hayat devam ettiği sürece insanoğlunun hataları da devam edecektir. Her hatadan sonra Rabbimize dönüp ondan bizi affetmesini dilememiz bizden istenen bir kulluk görevidir. İki de bir tövbe etmenin Allah Teâlâ'ya saygısızlık olduğu sanılmamalıdır.
Sayfa 151·Kitabı okuyor
Sabah - (Nebevî Meclis)
Hanımlarının yanına uğradıktan sonra mescide döner, mescide girdiğinde “Muhacirlerin Direği” diye anılan direğin orada tahiyyetül-mescid(35) namazı kılardı. Ravzanın ortasında bulunan bu direğin orada namaz kılmaya özen gösterirdi.(36) Sonra ravza-i şerifte mescidin doğu tarafında Aişe (r.a)'nın odasına yaslanarak oturur ve sahâbeleri de yanına toplanırdı. Nebi (sav)'in bu vakitte orada oturduğu bilinir, kendisiyle konuşmak isteyen bu vakitte mescide gelirdi. Sahâbeler de müsait vakitlerine ve hayat şartlarına göre az veya çok kişiyle bu oturumlara katılırlardı. Eğer az sayıda sahâbe varsa Nebi (sav)’in çevresinde halka şeklinde otururlar, çok sayıda olduklarında ise gelen bir elçinin yahut soru sormak isteyen birinin rahatça yaklaşabilmesi için ortayı boş bırakarak sağ ve sol tarafına dizilirlerdi.(37) ———————————————————— 35. Sözlükte "selâm vermek, tazimde bulunmak" anlamındaki tahiyye ile mescid kelimelerinden oluşan tahiyyetü" l-mescid terkibi mescide/camiye girildiğinde kılınan nafile namazı ifade eder. (Diyanet Islam Ansiklopedisi, "Tahiyyetü'-Mescid", müt. notu) 36. İbni Sa'd, Tabakät (4/307). 37. Ebû Dâvûd (4698).
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Tövbe
16. Resülullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hizmetkârı olan Ebû Hamza Enes İbni Malik el-Ensâri radıyallâhu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ'nın duyduğu hoşnutluk, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır." Buhâri, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7, 8
Sayfa 148·Kitabı okuyor
Sabah namazı sünnetinin ilk rekâtında Fâtiha suresinden sonra "De ki: Ey kâfirler" diye başlayan Kâfirûn suresini, ikinci rekâtında ise mealen "De ki: O Allah birdir" diye başlayan İhlâs suresini okurdu. Bazen de bunlardan başka sureler okurdu.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Reklam