Yapılan bu oturumlarda gönülleri ferahlatan nükteler ve hoş mizahlar da vardı. Nebevî ilim meclisinin ciddiyeti ve Allah Resûlü (sav)'in heybeti, sahâbesini hayatın doğallığından soyutlamıyordu.
İşte Allah Resûlü (sav), yanlarında çöl halkından birisi (bedevi) varken ashabıyla konuşuyor:
"Cennet ehlinden bir adam ziraat yapmak için Rabbinden izin istedi. Allah, 'Dilediğin nimetler içinde değil misin?' buyurunca adam, 'Elbette öyleyim Rabbim, ancak ben ziraat yapmayı pek severim' dedi. Bunun üzerine adam tohum ekti, bitkisi hızlıca büyüdü, doğruldu, hasat edilecek hâle geldiğinde dağlar kadar oldu. Bunun üzerine Allah, 'Al ey Âdemoğlu, seni bir şey doyurmaz' dedi."
Resûlullah (sav) bu olayı anlatınca yanlarında bulunan bedevi, "Ey Allah'ın Resûlü, vallahi o adam kesin ensârdan ya da muhacirden birisidir; nitekim onlar ziraatle uğraşırlar, biz ziraatten anlamayız" deyince oradakileri gülme aldı, Resûlullah (sav) de onlarla beraber güldü.45
45. Ahmed bin Hanbel, Müsned (10642).