Diyelim ki gün içinde kendinize şöyle sakin 2 saat ayırdınız. İstirahat, okuma, sükûnet, keyif vakti... Derken telefonunuz çaldı, bir arkadaşınız: “Yardıma ve nasihate ihtiyaç duyuyorum. Vaktin var mı?"
Reddedebilirsiniz. Hakkınız. "Müsait değilim" dediğinizde, kendi hususi işlerinizle meşgul olacağınızdan, yalan sayılmaz bu.
Ama, kendinize ayırdığınız o 2 saati, yardıma ve nasihate muhtaç kardeşinize tahsis ettiğinizde, şu ilahî vaadin tahakkuk edeceği şart doğmuş olur:
"... Her ne infak ederseniz, Allah onu mutlaka yerine koyar. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır” (Sebe.39). Peki bu nasıl olur?
- Sizin de bir müşkiliniz kolayca hallolur,
- Vaktiniz bereketlenir; başkalarının birkaç saatte yaptığı şeyleri üçte bir zamanda halledersiniz,
- Kalbinize genişlik ve huzur dolar,
- Allah size, ummadığınız yerden maddi-manevi rızıklar gönderir,
- Ve dahası...
Tecrübeyle sabit, şaşmaz bir kuraldır bu.
Deneyen bilir.