Senin tenine değmeyen,
Yağmuru istemem,
Meltemi istemem
Sana yanmayan yıldızı, istemem
Bülbüller söyleyecekse, seni söylesın
Senden okumayan, Bülbülü
Ne söylerse dinlemem
Özlemim sen olacaksan,Yansın yüreğim
Sılası sen olmayan vatanı,
Gurbet istemem, vatan istemem.
Senden gayri bir aşkla kül olursa kalbim,
Bu kalbi istemem,
Sonu sana çıkmayan yolu,
Yönü istemem yolu istemem
Kalbini fethedecekse,
Geçerim bin Sina'yı birden,
Yoksa neyime bu fethi,
İstemem Mısır`ı, istemem cihanı.
Ben sultan Mehmet'im
Önündeyim istanbuľun
Yakarım bu şehri,
Yüzünde bir tebessümün için.
Ben senin ümmetinim,
Sensin benim Efendim,
Üsteğmen şaşkınlık içinde, "Bu koca topları buraya nasıl çıkardınız?" diye sordu. Bilge görünüşlü bir ihtiyar, gülümseyerek, "Değişik bir milletiz.." dedi, "..işler düzgünse ertesi günü bile düşünmeyiz birbirimizi yeriz. İşler karıştıkça ağır ağır uyanmaya başlarız. İyice karışınca da, kenetlenip olmayacak işleri başarırız, Bunları da buraya böyle çıkardık. Çıkarmadık uçurduk."