Sina

Sina
Bazen... Başarı... Para, kupa kazanmak değildir... insanların yüreğine dağlanmaktır... damarında, kanında yaşarcasına...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gençlik ve Spor Bayramının Tarihi
19 Mayıs'ın Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı gün olarak biliyoruz. Ancak gençlik ve sporun nasıl eklendiği konusunu daha önce merak edip araştırmamıştım. Sizlere araştırdığım ve bulduğum bilgileri sunmak istiyorum. 19 Mayıs bir bayram olarak "Gazi Günü" adıyla Samsun'da yerel halk tarafından 1926'da kutlanmaya başlanmış. Beşiktaş Jimnastik Kulübünün kurucularından Ahmet Fetgeri Aşeni'nin de önerisiyle 24 Mayıs 1935'te Kadıköy sahasında (Fenerbahçe Stadı) Galatasaray ve Fenerbahçe sporcularının da katılımıyla yüzlerce sporcunun yer aldığı bir "Spor Günü" düzenlenmiş. Daha sonrasında (muhtemelen bir sonraki spor kongresinde) Ahmet Fetgeri Bey bu spor gününün gelenekselleştirilip her yıl 19 Mayıs günü "Gençlik ve Spor Bayramı" adıyla tüm yurtta kutlanması önerisini iletmiş. Bu fikir Ankara'ya ulaşmış ve nitekim 1937 yılında çıkarılan bir talimatnameyle 19 Mayıs'ın tüm il, ilçe ve köylerde kutlanması ön hazırlığı yapılmış. 20 Haziran 1938'de çıkarılan 3466 Sayılı Kanun ile 19 Mayıs günü resmi olarak "Gençlik ve Spor Bayramı" ilan edilmiş. Konunun dönüp dolaşıp spor kulüplerine gelmesi çok ilginç geliyor bana. Suni düşmanlıklar yaratıp birbirimizden nefret ediyoruz. Bir Galatasaraylı olarak üç kulübün böyle bir kutlama için bir araya gelmesini çok mutlulukla karşıladım. Keşke yine böyle olsa...
Sina
Kaynakça: 1. Bengül Bolat — TTK Makalesi PDF: ttk.gov.tr/wp-content/uplo... 2. Dursun Ali Akbulut — "Samsun'un Gazi Günü ya da 19 Mayıs Bayramı" Dergipark tam metin: dergipark.org.tr/tr/pub/aamd/art... 3. 2429 Sayılı Kanun (1981) — TBMM PDF www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANU... 4. Resmî Gazete Arşivi (1938 ve 1981 sayıları için) Genel arşiv: resmigazete.gov.tr/arsiv 3466 sayılı kanun (20 Haziran 1938): Sayı 3950 (4 Temmuz 1938) 2429 sayılı kanun (17 Mart 1981): Sayı 17284 (19 Mart 1981) Resimler: sporakademisi.com/ataturk-ile-den... ve x.com/FBTarihiOrg/sta...
Yine Yeni Yeniden Şampiyon GalataSaray!
GalataSarayımızın 26. Şampiyonluk Kutlamalarını tekrar tekrar izlemekten bu saate kalan bendeniz GalataSaraylı 1000K Sakinlerine Mutlu Uykular dilerim☺️ Ve "İyi Ki GalataSaraylıyız" diyerek bugün de Şampiyon olarak mutlu mutlu uyuruz Çoook Şükür🤲🏻💛❤️🦁 Rererere Rararararaa Oo Cimbom Bom!🎊👏🏻💛❤️🦁🌟🌟🌟🌟🌟🏆✨
Galatasaray
Sina
❤️💛❤️💛❤️💛
Puan vermedi·168 syf.·
2026 33. kitabı
Carl Jung’un Dört Arketip kitabı insan zihnini anlamaya çalışan zor ama çok düşündürücü bir metin. Kitapta Jung, insan davranışlarının sadece bireysel deneyimlerle açıklanamayacağını söylüyor. Ona göre hepimizin içinde ortak bir bilinçdışı var. Bu bilinçdışı bazı kalıplar üzerinden çalışıyor. Bunlara arketip adını veriyor. Kitapta özellikle dört temel arketip üzerinde duruluyor. Bunlar anne, yeniden doğuş, hilebaz ve ruh temaları etrafında şekilleniyor. Anne arketipi hem koruyucu hem de bazen boğucu bir yön taşıyor. Bu ikili yapı insan ilişkilerini anlamada önemli bir yer tutuyor. Yeniden doğuş arketipi ise değişim ve dönüşüm fikrini anlatıyor. İnsan hayatında bitişlerin aslında yeni başlangıçlar olabileceğini hatırlatıyor. Hilebaz karakteri biraz daha farklı bir yerden geliyor. Düzen bozucu gibi görünse de aslında değişimi başlatan bir figür gibi. Jung bu figürle insanın içindeki kaotik tarafı açıklamaya çalışıyor. Ruh arketipi ise insanın daha derin ve bütünlük arayışını temsil ediyor. Bu kısım biraz daha soyut ve ağır ilerliyor. Kitabı okurken en dikkat çeken şey Jung’un sürekli mitlere ve rüyalara başvurması. Çünkü ona göre insan zihni en çok sembollerle konuşuyor. Bu yüzden metin sadece psikolojik değil, aynı zamanda kültürel bir derinlik de taşıyor. Bazı yerlerde anlamak zorlaşıyor ama bu da kitabın doğası gibi. Dil zaman zaman akademik olduğu için yavaş okunması gerekiyor. Hızlı okununca birçok detay kaçabiliyor. Özellikle bazı kavramlar tekrar tekrar düşünülmeyi gerektiriyor. Kitap ilerledikçe insan kendi düşüncelerine de dönmeye başlıyor. Bazen okuduğun şeyden çok kendini düşündüğünü fark ediyorsun. Jung’un en önemli fikirlerinden biri bireyleşme süreci. Bu süreç insanın kendi içindeki farklı yönleri kabul etmesiyle ilgili. İyi ve kötü tarafların birlikte
1000Kitap
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,682 okunma
Sina
Güzel bir inceleme. Geçen sene örgütsel davranış dersinde Kişilik kavramını hoca bana anlattırmıştı. İncelemeyi görünce o notlarıma baktım tekrardan. Jung'un mitlere karşı ilgisi tesadüf değilmiş. Küçükken annesi mistik şeylerle çok ilgilenirmiş. Babası da inancını kaybetmiş bir papazmış. Dolayısıyla bu iki farklı inançların ortasında büyümüş. Bu yüzden ortak bir inanç ve orta yol bulmaya çalışmış. Bulduğu o bilinçdışı kavramı da buradan geliyormuş aslında. Bir gün bir şizofreni hastası Jung'a Güneşle ilgili tuhaf şeyler gördüğünü falan söylemiş. Jung bu anlatımından bir süre sonra okuduğu mitoloji metninde çok benzer bir şeye rastlamış. Hasta bu metni alıp okumadıysa bu nasıl mümkün olabilir diye düşünerek bunu da bilinçdışına yormuş. 1930'larda Naziler iktidardayken Alman psikoterapi derneğinin başına geçmesi de ona bir kesim tarafından "nazizim" etiketi konmasına sebebiyet vermiş. Enteresan bir adam yani 😄.