Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
Fikrin korkusuz olduğu ve başın dik tutulduğu yerde ;
Bilginin serbest olduğu ve dünyanın hususi duvarlarla dar bölmelere ayrılmadığı yerde ;
Kelimelerin ,doğruluğunun derinliğinden meydana çıktığı yerde;
Sa’yin, ( Tavaftan sonra ) kollarını kemale
( olgunluğa ) uzattığı yerde;
Berrak akıl nehrinin, ölmüş adetlerin hazin çölünde
Yolunu kaybetmediğin yerde ;
Zeka’nın mütemadiyen genişleyen fikir ve fiile senin
Tarafından sevk edildiği yerde ;
Tanrım, sen benim memleketimi, işte bu hürriyet
Cennetinde uyandır.
Mahbus,söyle bana , bu kırılmaz zinciri kim dövdü?
Bu demiri ben kendim dikkatle dövmüştüm
Sandım ki yenilmez iktidarım, beni ihlal edilmez bir hürriyet içinde bırakarak ,bütün dünyayı bir esir gibi tutacaktı.
Böyle gece gündüz büyük ateşler ve zalim, sert vuruşlarla zincirin üzerinde çalıştım.
Nihayet tam çalışma bitmiş ve zincir halkaları kırılmaz bir şekilde tamamlanmıştı ki, onun beni bağlamış olduğunu gördüm.
Mahbus ,söyle bana, seni bağlayan kimdi?
Benim Efendimdi
Zenginlik ve iktidar hususunda herkes tefevvuk edeceğimi sanıyordum ve kendi hazineme, kralıma ait olan parayı yığdım.
Uykumu yenemeyince Efendimin yatağına uzandım ve uyandığım zaman gördüm ki kendi hazine dairemde bir mahbusum.
Prens elbiseleriyle süslenen ve boynuna kıymetli gerdanlıklar takılan çocuk oyundaki bütün neşesini kaybeder , elbisesi her adımda ona bir mani vücuda getirir.
Onu yırtmak veya tozlandırmak korkusuyla kendisini dünyadan çeker ve hatta harekete bile cesareti kalmaz.