Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
Bir şeyleri çok iyi yapıyorsanız , bir süre sonra , dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz . Ve sonunda
da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız.
Bacak bacak üzerine atmış kızlar ,bacak bacak üsütüne atmamış kızlar, felaket bacaklı kızlar, biraz tanısanız ne orospu olduğunu bileceğiniz kızlar . Gerçekten güzel bir manzaraydı beni anlıyorsanız eğer. Bir bakıma biraz moral bozucuydu, çünkü durmadan hepsinin başına ne rezillikler gelecek diye merakla düşünüyordunuz. Yani liseden veya üniversiteden sonra. Herhalde çoğu , sersem herifle evlenecek diyordunuz. Hep o lanet arabalarının mil başına kaç litre benzin yaktığından bahseden herifler. Golf’te , ya da pingpong gibi salak bir oyunda size yenildikleri için çocuk gibi kızan herifler.
Çok ters herifler.
Çok sıkıcı herifler .
Hiç kitap okumayan herifler
Sorun şu; bir kızla bu iş tam olacak derken, başlıyor durmadan size dur demeye . Benim derdim de bu işte ; duruyorum. Çoğu herif durmuyor . Benim elimden gelmiyor . Durmanızı gerçekten mi istiyorlar veya yalnızca korkuyorlar mı ya da işin sonunda kusurun onların üstünde değil de sizin üstünüzde kalması için mi dur diyorlar, hiç bilmiyorsunuz. Ben yine de hep duruyorum.
Hayat tabii ki bir oyundur, evladım. Hayat, kurallara göre oynanması gereken bir oyundur.
Oyun mu kıçımın kenarı. Oyun öyle mi? Tüm asların bulunduğu takımdaysan, oyun o zaman , tamam; kabul ederim.
Ya öteki takımdaysan , as oyuncu filan yoksa, oyunla filan alakası kalır mı bunun ? Hiç yani . Yok oyun moyun.
Kitabın yazarının ilginç hikayesi ve gizemli oluşu bana enteresan geldi. Kapağının soğuk olmasını ise edebi değerinden kaynaklandığını düşündüm.
Açıkçası ilk sayfalarda bu nasıl kitap ? diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Daha sonra “Çavdar Tarlasında Çocuklar” isminin okuyucuyu tamamen farklı beklentilere soktuğunu düşünerek bir silkindim.
Hani tuzlu sandığınızı bir böreği ısırdığınızda tatlı çıkması gibi .
1951 yılında Amerika’da açık saçık olduğu için yasaklanan bu kitabı “iyi ki okumuşum” diyen birçok kişi olabileceği gibi “ sakın okumayın” diyecek epey kişi de çıkar sanırım