Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BEGİMAY
İçimde gizli bir korku ile okuyorum bu türküyü.
Bu türkü ile aşkımı açıklıyorum diye beni affedin.
Tıpkı bir tüfeğin barutla doldurulması gibi ben de cesaretle dolduruldum.
Hep özgürdüm şölenlerde ama balımı bir arı gibi damla damla biriktirip bugün için sakladım.
Vaktim gelince açmak için tıpkı gonca gibi bekledim ve şimdi vakti geldi...
RAYMALI AĞA
Dağdan, suların akıntısıyla gelen küheylan
Serin bulak suyun tadını bilir
Dudaklarını içine çekmek için eğildiğinde
Her için, her sevinci onda bulur.
İşte yaşamak bu der, hüznü son bulur.
Hayatta her şey günü gelince tarih olur.
Bizim için önemli olan bunların nasıl ve neden olduğu değildir.
Önemli olan ,geçmişi sözlü ya da yazılı olarak bizim bugün işimize yarayacak şekilde anlatmaktır.
Hiçbir yararı olmayacak yanlarını bir kenara bırakarak anlatmak.
İşte bu kurala uymayanlar da düşmanlık etmiş olur.
Anıların dostu, düşmanı mı olurmuş ? Benim bildiğim ; geçmişte olan, şimdi olmayan şeylerin, olduğu gibi hatırlanmasıdır anılar.
Sen, insan, geçmişindeki iyi olayları hatırlasın, kötü olayları da unutsun mu demek istiyorsun.
Nasıl olur bu ? Mesela insan iyi bir rüya görse bunu hatırlasın, kötü bir rüya görürse de unutsun mu yani ?