Sheldon

Sheldon
@S_Cooper
Gerçeğe ulaşma arzusu ve hakikate saygı, ilerlemenin ilk adımıdır. Yapmamız gereken daha az şaşırmak ve daha çok düşünmektir.
Sembolizm ve anlam yükleme:
Para, yönetim, özel mülkiyet, evlilik ve spor gibi diğer kurumların dile ya da en azından dil benzeri sembolizm formalarına ihtiyaç duyması bakımından ve üstelik kendi mevcudiyeti için diğer kurumları gerektirmemesi bakımından, dil bana göre temel insani kurumdur. (...) İnsanların bir nesneyi başka bir şey yerine geçecek, onu temsil edecek, ifade edecek ya da sembolize edecek şekilde kullanma yetenekleri vardır. Dilin bu temel sembolleştirme özelliğini, kurumsal olguların temel bir şartı olarak sayıyorum. (...) İtibari işlevler, ancak bir şeyin bu işleve sahip olduğunun toplu bir kabulü ya da tanınması dolayısıyla gerçekleştirilebilirler. Fakat durum böyleyse, o zaman toplu kabul ya da tanıma olayına iştirak eden failler, o nesnenin o statü işlevine sahip olduğunu kendilerine temsil edecek bir yol bulmak zorundadırlar. (...) İtibari işlevleri biz tipik bir biçimde sözlerle temsil ederiz. 'Bu paradır' ya da 'O başkandır' şeklinde düşünme yeteneğine sahibiz. (...) tam anlamıyla gelişmiş dilleri olmayan kültürler de statü işlevlerine sahip olabilir. Bu tür durumlarda, X teriminin kendisi Y statü işlevini sembolize etmek için kullanılır. Şu halde, X terimini Y statü işlevini temsil etmek için kullandığımız ölçüde, biz X terimini sembolik olarak yani dilsel bir araç olarak kullanıyoruzdur. Bu nokta çok önemlidir. (...) Bir X terimi üzerine statü işlevleri yükleyen hareket, esası itibarıyla bir sembolleştirme hareketidir; çünkü statü işlevi, X teriminin sadece fiziksel yapısında yatmaz. X terimi, ancak ve ancak X terimini o statü işlevine sahip olarak temsil edersek, Y statü işlevini oluşturabilir.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zihin-dil ilişkisi:
Fakat çocuk bir kez dil yeteneği edinir edinmez, niyetliliğinin kapasitesi muazzam ölçülerde artış gösterir ve artan niyetlilik de bu durumun kendiliğinden doğurduğu bir etkiyle dilin anlaşılmasını artırır ve bu da niyetlilikte daha büyük artışlara yol açar. (...) Aslında sahip olduğumuz şey, bir yanda zihin, diğer yanda dil değildir; yetişkin insanlar dikkate alındığında, zihin dilbilimsel açıdan yapılanmış hale gelene kadar birbirlerini giderek zenginleştiren dil ve zihindir. Konuşan kişilerin sırf düşüncelere sahip olduklarını ve daha sonra da bunları sözcüklere döktüklerini zannetmemeliyiz. Bu apaçık bir aşırı basitleştirme olur. En basit düşünceler için dahi, o düşünceyi düşünmek için insanın bir dil sahibi olması gerekir. Sözcükler olmadan yağmur yağdığına ya da aç olduğuma inanabilirim; fakat gelecek yıl bu yıl olduğundan daha sık yağmur yağacağına ya da açlığıma, vücudumdaki besin eksikliğinden çok şeker eksikliğinin sebep olduğuna sözcükler olmadan ya da bu düşünceleri düşüneceğim eş değer sembolik araçlar olmadan inanamam. Çocuk konuşma ve düşünme yetilerini aynı anda geliştirir. Nasıl mı? Çocuk önce dil öncesi basit niyetlilikle başlar. Daha sonra, daha zengin bir niyetliliğe sahip olmasına imkan veren basit bir söz dağarcığı öğrenir; bu niyetlilik daha zengin bir söz dağarcığına imkan verir; bu da daha zengin bir niyetliliğc imkan verir ve bu durum artık kendiliğinden gelişen bir sürece kadar böyle devam eder. Hemen hemen en basit düşünceler açısından bile, hatta en basit söz edimleri açısından bile, çocuk bir söz edimini gerçekleştirebilmek için uzlaşımsal cümle anlamlarına sahip cümleleri olan bir dile muhtaçtır.
Sayfa 174·Kitabı okudu
İletişimdeki 5 farklı niyetlilik hali:
Edimsöz amaçlarının sadece beş farklı türü vardır: 1) İlki, iddia edici edimsöz amacıdır. İddia edici söz edimlerinin amacı, dinleyeni önermenin doğruluğuna mecbur bırakmaktır. Önermeyi dünyadaki şey durumlarını temsil ediyor olarak ortaya koyar. Beyanlar, betimlemeler, sınıflandırmalar, açıklamalar bu türün bazı örnekleridir... Her türlü iddia sözcükten dünyaya uyma yönüne sahiptir ve iddia edilen şeylerin içtenlik şartı daima inançtır. Her iddia edilen şey, bir inancın ifadesidir. İddiayı teşhis etmenin en basit testi, dile getirilen şeyin kelime manasıyla doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu sormaktır. Çünkü iddia edilen şeyler sözcükten dünyaya uyma yönüne sahiptiler; dolayısıyla doğru ya da yanlış olabilirler. 2) İkinci edimsöz amacı, yönlendirici olan türdür. Yönlendiricilerin edimsöz amacı, dinleyeni, davranışının yönlendiricinin önerme niteliğindeki içeriğine uymasını sağlayacak bir tarzda, davrandırtmaya çalışmaktır. Emirler, komutlar, ricalar bunun örnekleridir. Uyma yönü daima dünyadan söze doğrudur ve ifade edilmiş psikolojik içtenlik şartı da daima arzudur. Her yönlendirici, dinleyenin yönlendirilen eylemi yapmasına karşı duyulan arzunun bir ifadesidir. 3) Üçüncü edimsöz amacı taahhüt edici olan türdür. Her taahhüt edici tür, konuşan kişinin, önerme niteliğindeki içerikte temsil edilen eylemin seyrini üstlenmek için yaptığı bir taahhüttür. Söz vermeler, yeminler, yalvarmalar, sözleşmeler ve garanti etmeler birer taahhüt edici tür örnekleridir. (...) Taahhüt edici türün uyma yönü her zaman dünyadan söze doğrudur ve ifade edilmiş olan içtenlik şartı da her zaman niyettir. 4) Edimsöz amacın dördüncü türü ifade edici türdür. Ifade edici türün edimsöz amacı sadece söz ediminin içtenlik şartını ifade etmektir. Özürler,
Sayfa 170·Kitabı okudu
Grice, insanlarla iletişimde bulunduğumuzda onlarda anlayış oluşturduğumuzu, bunu da onların bu anlayışı oluşturma niyetimizi bilmelerini sağlayarak başardığımızı doğru bir biçimde görmüştü. (...) dinleyici üzerinde niyet edilmiş bir etki oluşturmayı, dinleyicinin bu etkinin kendisini oluşturma niyetimizi bilmesini sağlamak suretiyle başarırız. Genelde insan eylemlerinin durumu bu şekilde değildir. Eylemlerimizi genelde yapmaya çalıştığımız şeyi sadece diğer insanların bilmesini sağlamak suretiyle başarmakta değilizdir. (...) Biz iletişimde bulunmak istediğimizde, anlayış oluşturma niyeti taşırız.
Sayfa 165 - *Paul Grice·Kitabı okudu
Bizden bütünüyle bağımsız bir biçimde mevcut bir gerçeklik vardır; şeylerin bulundukları durum, gözlemciden bağımsız bir tarza sahiptir; bizim bu gerçeklik hakkındaki ifadelerimiz, şeylerin bulundukları durumu doğru bir biçimde temsil edip etmemelerine bağlı olarak doğru ya da yanlıştırlar.
Sayfa 152·Kitabı okudu