Kendi bilinç durumlarımız hakkında hata yapabilmemizin ilk yolu, kendimizi aldatma yoluyladır. Kıskançlıklarımız, düşmanlıklarımız, zayıflıklarımız vs. ile yüzleşmemiz çok acı verici olduğu için, kendi bilinç durumlarımız hakkında kendimizi aldatma yoluna gideriz. En utanç verici duygularımızı ve tutumlarımızı kendimize bile itiraf etmeyi reddederiz. (...)
Kendi bilinç durumlarımız hakkında ve kendini aldatmayla da ilişkili hataların ikinci kaynağı yanlış yorumlamalardır. Örneğin büyük duygusal anlar yaşadığınız bir sırada, aşık olduğunuzu
samimi olarak düşünebilirsiniz; fakat daha sonra fark edersiniz ki, duygularınızı yanlış yorumlamışsınız ve duyduğunuz şey sadece geçici ve çılgınca bir tutkudan ibaretmiş. (...)
Kendi zihinsel durumlarımıza dair hatanın bir üçüncüsü ve bana göre en yaygını, ikinciyle bağlantılı bir hatadır. (...) Niyet etme, karar verme, eylemde bulunma gibi önemli pek çok zihinsel kavram, bilinç durumları ve sonuçta ortaya çıkan davranış kategorilerinin ikisini birden aynı anda ve bir arada idare etmektedir. Örneğin sigarayı bırakmaya, kilo vermeye, daha çok çalışmaya ya da bir kitap yazmaya gerçekten karar vermiş olduğumuzu zannederiz; fakat sonuçta ortaya çıkan davranış bizim hatalı olduğumuzu gösterir. (...)
Kendi bilinç durumlarımız hakkındaki dördüncü bir hata formu, dikkatsizliktir: Bilincimizin işleyiş tarzına yeterince yakından dikkat sarf etmeyiz. Örneğin belirli bir siyasi duruşa sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu düşünürüz; fakat yıllar geçtikçe fark ederiz ki, biz farkına bile varmadan siyasi tercihlerimiz değişime uğramıştır.
Bu yüzden, kendi bilinç durumlarımıza dair bilgimizin kesin ve değişmez olduğunu zannetmek bir hatadır.