Bir ifade, eğer doğruluğu ya da yanlışlığı insanların duygularından, tutumlarından ve önyargılarından bağımsız bir biçimde bilinebiliyorsa nesnel sayılır. Eğer bir ifadenin doğruluğu esas itibarıyla ifade edenlerin duygularına ve tutumlarına bağlıysa, o ifade epistemolojik açıdan özneldir. (...)
'Rembrandt 1609'da doğdu' ifadesi, bu konuda ne hissedersek edelim doğruluğunu ya da yanlışlığını olgusal bir mesele olarak bilebileceğimizden dolayı nesneldir. Ancak 'Rembrandt, Rubens'ten daha iyi bir ressamdır' ifadesi, doğruluğu bir zevk ya da kanaat meselesi olduğundan aynı şekilde nesnel değildir. Doğruluğu ya da yanlışlığı gözlemcilerin tutumlarına, tercihlerine, değerlendirmelerine bağlıdır. Öznel-nesnel ayrımının epistemolojik anlamı budur.
(...) Dağlar ve buzullar, varolma kipleri bir özne tarafından deneyimlenmeye bağlı olmadığı için, nesnel varolma kipine sahiptirler. Fakat ağrılar, gıdıklanmalar, kaşınmalar, tıpkı duygu ve düşünceler gibi öznel varolma kipi'ne sahiptirler; çünkü insan va da hayvan, bir özne tarafından deneyimlenmiş olarak sadece mevcutturlar.
Argümandaki yanlışlık, bilinç durumları ontolojik olarak öznel bir varolma kipine sahip olduğu için, bilinç durumlarının, epistemolojik olarak nesnel olan bir bilim tarafından araştırılamayacağını düşünmekti. Fakat bundan böyle bir sonuç çıkmaz.
Ayak parmağımdaki ağrı ontolojik olarak özneldir, fakat 'JRS'nin ayak parmağında şu anda bir ağrı var' ifadesi epistemolojik olarak öznel değildir. Bu, (epistemolojik olarak) salt bir nesnel olgu meselesidir, (epistemolojik olarak) öznel bir olgu meselesi değildir. bilincin öznel bir varolma kipine sahip oluşu bizim bilincin nesnel bir bilimine sahip olmamıza engel değildir.
Gerçekten de bilim, bilim adamlarının herhangi bir kişinin duygularından,