Sheldon

Sheldon
@S_Cooper
Gerçeğe ulaşma arzusu ve hakikate saygı, ilerlemenin ilk adımıdır. Yapmamız gereken daha az şaşırmak ve daha çok düşünmektir.
Bilince metafiziksel bir anlam yüklemek işgüzarlıktır.
Bilincin evrimsel gelişmede hiçbir rol oynamadığı iddiasında son derece düşündürücü bir şey söz konusudur; zira bu türden çok sayıda rol oynadığı aşikardır. Bana göre, bu konuya kuşkucu bir biçimde yaklaşanlar, felsefi şüphelerini ortaya attıklarında, hala örtülü bir zihin-beden düalizmini kabul etmektedirler. (...) Dolayısıyla, bilincin evrimsel gelişmedeki rolü konusundaki kuşkuculuk, bilincin içinde yaşadığımız fiziksel ve biyolojik dünyanın zaten olağan bir parçası olmadığını varsaymak olur.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bilincin yalnızca öznel şekilde deneyimlenebilmesi.
Örneğin bir kişinin beynine bir aletle bakıp, gerekli sinir hücresi uyarılmalarının meydana geldiğini görebileceğimiz için, onun dirseğinde bir acı hissettiğini görebilecek derecede tıbben gelişmiş hale gelebiliriz; hatta bilimsel amaçlar açısından, dirsekte hissedilen acıyı beyindeki şu şu yerdeki belirli türden sinir hücresi uyarılmalarının bir sonucu olarak tanımlayabiliriz. Fakat bu durumda, bilinç kavramımız için elzem olan bir şeyi dışarıda tutmuş oluruz. İhmal ettiğimiz şey öznelliktir. Bilinç bir birinci şahıs ontolojisine sahiptir ve bu sebepten dolayı bilinç üzerine bilincin asli karakterini dışarıda bırakmadan üçüncü şahıs görüngüler üzerine uygulayabileceğimiz bir indirgeme uygulayamayız.
Sayfa 68·Kitabı okudu
İnsanın Anlam Arayışı
9/10
·544 syf.··
2025 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 15:53
Kitabımızın konusu 19'uncu yy. son dönemlerinden itibaren günümüze dek toplumların ve önemli figürlerin hayatı anlamlandırma çabası üzerine. Kitabın kapsamı taa mitolojilerden falan başlamıyor veya yazarın da son kısımda belirttiği üzere bu tarihsel anlatı Schopenhauer, belki Hume gibi biraz daha eski dönemlerden itibaren de ele alınabilirdi fakat kendisi Friedrich Nietzsche'den ve onun meşhur "Tanrı öldü ve onu biz öldürdük" ilanından itibaren kapsamlı bir anlatıya girişmiş. Oldukça dolu bir kitap. Aslında aynı yazara ait ve birkaç yıldır kitaplığımda öylece bekleyen ciltli miltli bir tuğla olan Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a kitabını okumak istiyordum ama yarım kalmasına da gönlüm razı değil ve gözüm kesmedi henüz. O kitap da genel insanlık ve düşünce tarihini çok daha gerilerden ve kapsamlı anlatıyor gibi gözüküyor. Yazarın çok fazla referans ve örnekle kitabı doldurması, dönemine ve alanına damga vurmuş hemen hemen bütün sanatçı, filozof, şair, yazar, siyasetçi, eğitimci, aşçı, bahçıvan... aklınıza ne gelirse bunları üzerimize çığ gibi yağdırması gözünüzü korkutmasın çünkü kitabın dili gayet anlaşılır. Yazarın kendi şahsi yorumları veya yönlendirmeleri kitabın aslan payını oluşturmuyor. Tabi ki arada doğru yerde farklı bir perspektiften bakmayı kolaylaştıracak girdiler yapıyor. Bu bakımdan hangi manevi inanca sahip olursanız olun kitabı okumaktan çekinmenize gerek yok. Her kültürel kademeden insanın edinebileceği çok güzel bilgiler mevcut bana kalırsa. Genelde fikirsel bir tarih anlatılırken hep en çok bilinen ve kabul görmüş ekoller üzerinden gidilir ama yazarımız bu anlamda olabildiğince fazla bakış açısını yansıtmaya çalışmış. Elbette hepsine aynı ağırlığı ve sayfa sayısını ayıramasa da böyle bir şey de varmış bak bunlar da düşünülmüş dedirtecektir eminim ki. Kitap yalnızca "Tanrı var mı yok mu
Hiçlik ÇağıPeter Watson · Kronik Kitap · 202455 okunma
Ne materyalist ne de düalist bakış açısından bilinç:
Kabul edelim ki, bütün öznelliğiyle bilince beyindeki süreçler sebep olmaktadır ve bilinç durumlarının kendileri de bizatihi beynin yüksek seviyede özellikleridir. Bir kez bu iki önermeyi kabul ettikten sonra, ortada hiçbir metafizik zihin-beden problemi kalmaz. Geleneksel problem, ancak bu problemin birbirlerini karşılıklı olarak dışlayan zihinsel-fiziksel, zihin-madde, ruh-ten kategorilerini içeren terminolojisini kabul ettiğinizde doğar. Elbette bilinç yine biyolojik görüngüler arasında özel bir görüngüdür. Bilinç bir birinci şahıs ontolojisine sahiptir ve bu yüzden de ne bir üçüncü şahıs ontolojisine sahip bir görüngüye indirgenebilir ne de bu görüngünün lehine bir kenara bırakılabilir. Fakat bu söylediğimiz, sadece doğanın nasıl işlediğine dair bir olgudur. Beyindeki belirli süreçlerin bilinç durumlarına ve bilinçli süreçlere sebep olduğu nörobiyolojik bir gerçektir. Benim ısrarla üzerinde durmakta olduğum şey, olguları, bu olgularla geleneksel olaralc bir arada bulunan metafiziksel eklentileri kabul etmeksizin, doğru kabul etmemiz gerektiğidir.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Bir ifade, eğer doğruluğu ya da yanlışlığı insanların duygularından, tutumlarından ve önyargılarından bağımsız bir biçimde bilinebiliyorsa nesnel sayılır. Eğer bir ifadenin doğruluğu esas itibarıyla ifade edenlerin duygularına ve tutumlarına bağlıysa, o ifade epistemolojik açıdan özneldir. (...) 'Rembrandt 1609'da doğdu' ifadesi, bu konuda ne hissedersek edelim doğruluğunu ya da yanlışlığını olgusal bir mesele olarak bilebileceğimizden dolayı nesneldir. Ancak 'Rembrandt, Rubens'ten daha iyi bir ressamdır' ifadesi, doğruluğu bir zevk ya da kanaat meselesi olduğundan aynı şekilde nesnel değildir. Doğruluğu ya da yanlışlığı gözlemcilerin tutumlarına, tercihlerine, değerlendirmelerine bağlıdır. Öznel-nesnel ayrımının epistemolojik anlamı budur. (...) Dağlar ve buzullar, varolma kipleri bir özne tarafından deneyimlenmeye bağlı olmadığı için, nesnel varolma kipine sahiptirler. Fakat ağrılar, gıdıklanmalar, kaşınmalar, tıpkı duygu ve düşünceler gibi öznel varolma kipi'ne sahiptirler; çünkü insan va da hayvan, bir özne tarafından deneyimlenmiş olarak sadece mevcutturlar. Argümandaki yanlışlık, bilinç durumları ontolojik olarak öznel bir varolma kipine sahip olduğu için, bilinç durumlarının, epistemolojik olarak nesnel olan bir bilim tarafından araştırılamayacağını düşünmekti. Fakat bundan böyle bir sonuç çıkmaz. Ayak parmağımdaki ağrı ontolojik olarak özneldir, fakat 'JRS'nin ayak parmağında şu anda bir ağrı var' ifadesi epistemolojik olarak öznel değildir. Bu, (epistemolojik olarak) salt bir nesnel olgu meselesidir, (epistemolojik olarak) öznel bir olgu meselesi değildir. bilincin öznel bir varolma kipine sahip oluşu bizim bilincin nesnel bir bilimine sahip olmamıza engel değildir. Gerçekten de bilim, bilim adamlarının herhangi bir kişinin duygularından,
Sayfa 55·Kitabı okudu