Bir Nefese Karşı
Saklı bir gizem var;
çözülemezliğiyle büyüyen.
Kitabın sonunda kalan
o beyaz sayfalar gibi—
ölü bir bestecinin
yarım bıraktığı son eser.
Bazen ıssız bir ada,
bazen yağmurdan kalmış
ıslak kaldırımlarda
güneşli bir sabah.
Ağızdan kaçamayacak kadar tutuklu,
içine dünyaları sığdıracak kadar özgür.
Her sabah göz göze geldiğim
o ruhsuz tavan gibi:
değişken.
Ucu görünmeyen bir ışık çizgisi;
düşüncelerle sürüklenen
başka bir paralel.
Artık düşünmüyorum—
sanıyorum.
Çünkü düşünceler,
duvarları aşacak kadar görünmez.
Fakat o, rüya görebilmek için uyumak zorunda olduğunu da biliyor ve her gece yatsı ezanından hemen sonra er ya da geç günün birinde uyuyacağı umuduyla yatağına yollanıyordu.