“....Kişi kendini bulduysa, zamanla tekrar kaybetmeye ve sonra tekrar bulmaya çalışmalıdır.” Onun varlığı daimi bir dönüşümdür, kendini kaybederek kendini tanımadır, yani sürekli bir oluş hali ve asla donuk ve dingin olmamaktır: “ Neysen o ol!”
İç dünya ile dış dünyayı birliğin ve saflığın en yüksek biçimi içinde bir araya getirmek, “ güzelliğin teokrasisini” yeryüzünde inşa etmek, “hep ve bir” e ulaşmak; işte bireyin yeryüzündeki idealist görevi budur.
“Oğlum” dedi, “ben her sabah evden işe diye değil, ‘Dur ben sana bir ekmek yapıp geleyim’ diye çıkıyorum, ilk ekmeği ona götürüyor, kalanını mahalleliye satıyorum. Yani siz hepiniz, gönlümün ekmeğini yiyorsunuz, o tüh dedi diye...”