Ben mi çok sulu gözüm?! 😭😭 Son bölümü okurken baya ağlattı. Hikaye aslında basit ve daha önce denenmiş bir olay örgüsüne sahip olmasına rağmen yerden yere vurdu. Aşırı duygusaldı. Romantik hikâyeleri sevenleri sarsabilir. Öyle bir dram yaratmışlar ki... 😭😭😭 Çok güzeldi.
Pankreasını Yemek İstiyorum
Kimsenin önermediği 2 ciltlik o seriye başlıyorum. 2. Cildi okuyacağım şimdi.
Kurgu güzel ama çok bilindik bir tonda ilerliyor. Karakter derinliği ilk ciltte hiç yok. Bu yüzden okurken olay örgüsünün ilerleyişini merak ettim sadece. Karakterleri nelerin beklediğini sordurmadi bana. Karakterler yüzeysel ama kurgu güzel. Çok kötü değil bence okunur. Sadece beklentiye girmemek gerek diye düşünüyorum.
Hatta karakterler o kadar yüzeysel yazılmış ki sürekli tekrar eden Misaki ismi hariç ( kurgu gereği zaten tekrarlanmali ) hiçbir karakterin ismi kalıcı olmadı bende, okudukça 'ay evet doğru ya ismi buydu' diyorum. Bir yandanda 3-4. Dönemi merak ettirdi ama!
Kimsenin önermediği 2 ciltlik o seriye başlıyorum. 2. Cildi okuyacağım şimdi.
Kurgu güzel ama çok bilindik bir tonda ilerliyor. Karakter derinliği ilk ciltte hiç yok. Bu yüzden okurken olay örgüsünün ilerleyişini merak ettim sadece. Karakterleri nelerin beklediğini sordurmadi bana. Karakterler yüzeysel ama kurgu güzel. Çok kötü değil bence okunur. Sadece beklentiye girmemek gerek diye düşünüyorum.
Hatta karakterler o kadar yüzeysel yazılmış ki sürekli tekrar eden Misaki ismi hariç ( kurgu gereği zaten tekrarlanmali ) hiçbir karakterin ismi kalıcı olmadı bende, okudukça 'ay evet doğru ya ismi buydu' diyorum. Bir yandanda 3-4. Dönemi merak ettirdi ama!
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CpQMRltNmGL
Bilinen bir adamdan bilinmeyen bütün kadınlara...
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. O yüzden kitap önerisi alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz.
Geçen yıl içinde başlattığım 1000kitap Nostalji Kuşağı'na devam ediyorum ve yıllar önce okuduğum kitapları şu an bulunduğum yaşın düşünceleriyle yorumlamak için tekrar okuyorum. Bazı kitaplar farklı yaşlarda tekrar okunmak için yazılır bence. Hele ki o kitabı Stefan Zweig gibi bir yazar yazmışsa...
Zweig'ı ülkemiz novella tarzındaki kitaplarıyla tanısa da aslında biyografileri daha önemli bir yazardır kendisi. Fakat maalesef ülkemizde biyografi okuma kültürü yok denecek kadar az. O yüzden Zweig'ı biyografileriyle değil de bu kısacık kitaplarıyla tanımış olmamıza da pek şaşırmıyorum.
Stefan Zweig, kendi adıma çok özel bir yere sahip. Bundan 5 yıl önce okuma alışkanlığı kazanmamı sağlayan ve muhteşem psikolojik çözümlemeleriyle kitaplarını tek tek okutturan bir yazardı kendisi. Çünkü zamanında ben de herkes gibi İş Bankası'nın şeker niyetine sattığı ince kitapların akımına kapılmıştım. Ama yıllar geçtikten sonra şimdi daha sakin bir gözle onu ve yazarlığını değerlendirebiliyorum.
Zweig'ın etkisi kendisinin yazdıklarından çok, beni Dostoyevski, Musil, Proust, Oğuz Atay ve Tezer Özlü gibi yazarların yoluna sevk etmesiyle birlikte oldu. Benim için bir tabelaydı Zweig. Ben de onun bana gösterdiği kelime feneriyle birlikte edebiyat denen bu yolda yürümeye başladım. Emekleyen bir okurun yürümesini ve ardından koşabilmesini sağladı kendisi.
Bu yoldaki tabelalardan bir tanesi de yıllar sonra tekrar okuduğum Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabı oldu. Bir çocuğun