Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? 
Yeşim Türköz insan oğlunun yaradılıştan biri çeliştiği ve çözemediği duyguları öyküler ile içimize işliyor ama bu tatlı masallar uykuya daldıracak türden değil aksine gerçekleri yüze vuran öykülerdir.
Hayattan istediğimiz şeyler vardır, mesela geri gitmiş yılları geri istemek, delicesine cesur olmak, sadece sevilmek, sonsuz şans ve mutluluk , huzurun karşılığında şöhret, bitmeyen hırs, hemen büyümek ve her şeyi keşf etmek gibi, bunları kim istemez ki. Ama gerçekten hayattan istediğimiz şeyler hayatın bize vereceği en iyi şeyler midir?
Olması gereken duyguları reddetmek gibi bir niyetim yok, okuduğumuz onca kitaplar, kişisel gelişim yolculuğu, kendimizi keşf etmek ve verdiğimiz bu çabaların hepsi neden?
Sebebi şudur ki, hepimizin koklamak istediği güller vardır ve o güllere ulaşmak için kendimizi unuturcasına çabalar ve yoldaki papatyaları hiç umursamadan ezeriz en nihayetinde ise gülle visal anında kokusunu içimize çekmeyiz bile, çekemeyiz ki… bunu öğrenmemişiz.
Şimdi Kendi büyü dükkanınıza müşteri olarak uğrayın ve ihtiyar amcanın karşısında oturun ve düşünün, hayattan en çok istediğimiz şey gerçekten bize vereceği en iyi şey midir?