Hani geçtiğimiz sokaklardan onca evin ışığı yanarken o evlerin içinde olan hikayeleri merak ederiz ya, şermin yaşar tam da o hikayeleri bize fısıldar. Yalnızlığın kitabını yazarken size yalnız olmadığınızı hatırlatır çünkü birebir o hayatı yaşamamışsanız bile defalarca duyduğunuz hikayeleri size hissettirir.
Meltem ve selime teyzenin yollarının kesişmesiyle başlar her şey… birbirlerine anlatırken dillerinin, boğazlarının bağı çözülür ve uzun uzun anlatırlar. Onlar bu kalabalığın içinde yalnız ve kimsesiz insanlarlar, belki biri sevgi bile değil onun kırıntısını verseydi boğazı o kadar düğümlenmezdi.
Bu romanı okuduktan sonra umarım ki sevilmeyi bekleyen yaşlıları, dışarıdan kalabalık ama içten yapayalnız olan insanları, kimsesi olmayan kimsesizleri daha iyi anlarım.
Sevgili
Şermin Yaşar kendine has kalemi ile, cümleleri süslemeden bize gelir onun en sevdiğim yanı ise bütün karakterlerin açısından hikayeyi anlatması. Keşke hayatımızda da bu kadar kendi sesimize odaklanmasak herkesi ayrı ayrı oturup dinlesek.
Muhtemelen benim yorumum yüzlerce yorumun arasında kaybolup gidecek fakat kitaba olan onca olumlu yorumdan sonra şunu da fark etmemiz lazım ki ne kadar etkilensek de yazar çok derin temalara değinmiyor ve karakterlerin analizi cümlelerin arasında kayboluyor. Tabiri caiz ise öyküler ve finalleri biraz yüzeysel kalıyorlar.
Yinede herkese hitap eden mizahın ve hüznün arkadaşlık ettiği bir anlatım dili var karşımızda.
Bir yandan Magda bir yandan Emerence, bir yandan aydınlık ve entelektüelizim diğer yandan işçilik ve biriktirilmiş deneyim. Okuyarak edinen bilgi mi yoksa yaşayarak edinen bilgi mi?
Bu kitapta bazen Magda bazen Emerence oldum ve büyüleyici olan kısım da aslında tam olarak bu. Kim haklı ve kimin yolu doğru olan içsel kavgamda sevgi dilinin her insanda farklı olduğunun kanaatine vardım ve burda empati yeteneğim ister istemez gelişti.
Her şeyde olduğu gibi sevgi ve merhametin içinde de bir nebze bencillik var ve insan, iyiliği yerine getirmeden önce kendi isteğini değil ondan talep edileni göz önünde bulundurması lazım, aslında kapı kitabı bu kriteri sürekli bize vurguluyor.
Kapı bir metafor, mahremiyet sembolu ve Emerencin kalbi. O sayılı insanlara kapısını açtı ve maalesef ke o sayılı insanlarda onun karşılığını vermedi daha doğrusu veremedi.
Muhtemelen sizde benim gibi emerencin küstahlığı ve sınır ihlaline, magdanın sabit fikirli ve buyurgan tavırlarına sinir olacaksınız ama iki güçlü kadının bize verdiği derslerle teselli bulacağınızı söylemem gerekir.
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,554 okunma