Sabina

Ve kendi yazgıları karşısında çaresizce hiçbir şey yapamayan bu insanlar, başkalarına bir avuç mutluluk vere bildikleri için çok mutluydular.
Reklam
Bana huzur vermesi için yanımda taşıdığım iki beyaz çiçek var; artık buruş buruş oldular, kahverengimsi bir renge dönüştüler, dümdüz oldular ve son derece hassas bir hal aldılar. İşte bu çiçekler, zekâ ve güç yeryüzünden silindiğinde bile karşılıklı minnet ve sevginin, insanoğlunun kalbinde yaşamaya devam edeceğine tanıklık edecek.
Şu an mutlumuyum ve ya mutsuzmuyum diyemem. Her şey birer birer geçip gidiyor. Bugüne dek cehennem olarak adlandırdığım "insan" dünyasında, sadece bunun gerçek olduğuna inanıyorum. Her şey birer birer geçip gidiyor.
İnsanoğlu, çevresindeki koşullara uyum göstererek hayatta kalma becerisine sahip bir bukalemundu. Ama bazen kendisi gibi beceriksiz bukalemunlar da çıkabiliyordu ortaya. Çevresine uymak için her türlü gayreti gösterip de bunu beceremeyen ve rengini bir türlü bulunduğu ortama uyarlayamayan bir bukalemun: Beceriksiz bukalemun!
"Hadi, kal sağlıcakla!" dedi, kapıdan çıkıp gitti. Tenine sinmiş portakal çiçeklerinin kokusunu gittiği yere taşıyarak, kumlu yolda, kıyıyı yalayan dalgaların yanından yürümeye başladı. Tek başına, korkusuz ve özgür!
Reklam