Sabriye konya

10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 00:00
Bu kitabı bitirdiğimde gerçek bir huzur hissettim. Sayfaları kapatırken içimden “iyi ki almışım, iyi ki okumuşum” dedim. Her hikâyede memnuniyetim katlanarak arttı; sanki her bölüm, bir öncekinin bıraktığı sıcaklığı biraz daha büyüttü. Kendimle bağdaştırdığım karakterler de oldu, hiç benzemediğim ama empati kurmama vesile olanlar da… Bence bir kitabın ulaşabileceği en yüksek seviye budur zaten — insanın hem kendine hem de başkalarına dair anlayışını genişletmek. Bir NEET genci olan Hiroya’yı okurken geçmişteki kendimi gördüm. Eski bir dergi editörü ve yeni bir anne olan Natsumi’yi okurken ise olmaktan korktuğum gelecekteki halimi. Onların arayışları, korkuları ve küçük cesaretleri bana kendi hayatımdaki sessiz değişimleri hatırlattı. Ayrıca her bir hikâyede karakterlerin birbirleriyle ufak da olsa etkileşim kurmaları beni çok etkiledi. “Acaba bu karaktere ne oldu, iç huzuruna kavuşabildi mi?” diye merak ederken, o bağlar içimi rahatlattı — sanki yazar, her birine görünmez bir huzur armağan etmişti. Bazı kitaplar bize "ders" vermez ama bizi öyle bir aynalar ki, kendi duygularımızı, geçmişteki hallerimizi, bazen unuttuğumuz yanlarımızı karşımızda görürüz.Bu kitap tam da öyle bir kitap. Yargılamadan, gösterişsizce insanın içini açıyor. Bu kitap, benim için yalnızca bir öykü derlemesi değil; insanın kendi kalbine sessizce uzanan bir yolculuk gibiydi. Umarım halk eğitim merkezine gidemeyen herkesin hayatında bir “Komachi Hanım” olur doğru zamanda doğru kelimeyi fısıldayan biri.
Edebiyat
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,728 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessizlik Eğitimi
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2025 00:09
Kitap daha çok yabancılaşma, suçluluk, aidiyet ve kimlik üzerine yoğunlaşıyor. Ana karakter—adı bile verilmeyen bir kadın—kardeşinin yaşadığı, adı açıklanmayan kuzeydeki bir ülkeye gidiyor. Orada yaşadıkları, çevresindekilerin ona karşı tavırları, geçmişin yüküyle birleşerek çok tuhaf, rahatsız edici bir atmosfer oluşturuyor. Dili oldukça edebi ve yoğun. Zaman zaman Kafkaesk bir hava taşıyor, zaman zaman da gizli bir melankoli içinde yüzüyorsun. Otorite ve itaat temaları burada daha çok kişisel düzeyde, içsel bir boğulma şeklinde ele alınıyor, deneysel değil, ama duygusal ve zihinsel açıdan çok sarsıcı hatta biraz rahatsız edici, okuyucuyu huzursuz eden bir dili var. Sanki bir yara var ve sürekli kaşınıyor ama nerede olduğu belirsiz.O belirsiz huzursuzluk, sürekli bir “bir şey olacakmış ama ne?” duygusu, karakterin içinde yankılanan suçluluk ve bastırılmışlık… çok kuvvetliydi gerçekten. Karakterin abisi ile olan ilişkisi kitap boyunca kaşlarımı çatmama sebep oldu.Abi figürü sanki otorite, toplum, aile baskısı gibi soyut şeylerin vücut bulmuş hali gibi. Odaların kapılarının asla kapanmaması, kardeşinin kendisini giyinirken izlemesini istemesi hatta onu giydirmesini beklemesi, onu giyinirken izlemesi, kız kardeşinin onu banyo yaptırmasını istemesi, banyo sırasında ona bir şeyler okumasını istemesi hatta okumasına bile müdahale olup nasıl okuması gerektiğini söylemesi...bunlar açıkça bir sapkınlık değil belki ama mahremiyetin yok sayılması, bireyin hiçleştirilmesi ve çok güçlü verilmiş. Ve o benlik duygusundan uzak yaşam…Yani bir insanın kendisi için bir şey istemeyi bile aklından geçiremeyecek kadar, kendisine iyi şeyleri layık göremeyecek kadar içselleştirilmiş bastırılmışlığı...Bu bir sindirme hikayesi. Aileyle başlamış, toplumla devam etmiş, karakterin kendine
Edebiyat
İtaat EtüdüSarah Bernstein · Domingo Yayınevi · 2024669 okunma
6/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 19:49
Bana bu kitabı ısrarla tavsiye eden arkadaşı sorguluyorum içten içe. Yanlış anlaşılmasın kötü değil kitap ama ısrarla okumanız gerek diyebileceğim bir kitap da değil. Mesela ben bu kitabı birine "lütfeeen oku" diyerek tavsiye etmezdim. Anlatmak istediği şeyi yakalayabilmek için merakla okudum ve bitirdikten sonra "ee ne oldu şimdi? Neydi yani ?" diye kapağa baktım durdum. 188 sayfalık kitabın yarısı cinsellikle dolu hatta bir ara iş çığrından da cinsiyet kavramlarından da çıkıyor. Anlatıcı açısından da kafamı karıştıran şeyler oldu. Dört karakterin ağzından anlatıyor ve ilk karakterin cümlelerinin birebir aynısı ile bir başka karakter kitap yazmaya başlıyor yada diğer karakterlerin sonlarını bir başka karakter biliyor. Ve özellikle kitabın bitiş şekli de bende bir enigma sendromu başlattı diyebilirim sanki yazar karakterlerden olabildiğince çabuk ve üstün körü bir şekilde kurtulmak istemiş gibi geldi. Ben de tıpkı Yatak Odası Filozofları gibi sonunu baştan yazmak isterdim bu kitabın.
EnigmaAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2019704 okunma
Hayat Kütüphane'mdeki bir başka şaheser
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2024 22:56
John Green bu kitapları yazarken üzerimde/üzerimizde bıraktığı etkinin farkına varsa keşke. Ne zaman bir kitabını bitirsem büyük bir hüzün ile doluyorum. Her seferinde içimde bir yerlerde varlığından bile haberim olmadığı bir tel varmış da tutup onu gerdikçe geriyormuş gibi geliyor. Bu tamamen bir kurgu ve sen onlardan biri değilsin, öyleyse neden bu kadar üzülüyorsun diye soruyorum kendime. Sanırım başarılı bir yazar olmak böyle bir şey. Yazar hakkında sevdiğim bir başka şey ise öyle karakterler oluşturuyor ki kendine özgü ve onları öyle derin konuşturuyor öyle tartışmalara sokuyor ve öyle hareket ettiriyor ki muazzam ötesi. Hiçbir karakteri yargılayamıyorum, hepsini sadece anlıyorum, yaptıklarını kabulleniyorum çünkü yazar yaklaşımları ile bunu benim için kolaylaştırıyor. Alaska Young ve sadece üçte birini okuyabildiği Hayat Kütüphanesi... Tam bu noktada bir bağ hissettim karakterle. Sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. Artık aklımdan çıkmayacak bir başka alıntım var: Bu acılar labirentinden nasıl çıkacağım? Uzunca bir süre bu soruyu ve cevabını diğer öğrenciler gibi ben de düşündüm. İnsan nasıl kendi cehenneminden kaçabilir? Bu sorunun cevabı belki Alaska'nın bir köşeye not ettiği gibi 'doğrudan ve hızlıca', belki de Augustus Waters'ın özgüvenle söylediği gibi 'acı hissedilmeyi talep eder' olabilir. Kim bilebilir.
Edebiyat
Alaska'nın PeşindeJohn Green · Pegasus Yayıncılık · 20124,779 okunma
Hüsran
1/10
·256 syf.··
2024 12. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 00:05
Benim için çok büyük bir hayal kırıklığı oldu bu kitap. Jane Eyre'ı çok severim ve çok kere okumuşumdur. Kitabın kapağında da "Jane Eyre'dan esinlenilmiş hikayeler" yazısını görünce (ayrıca kitap tasarımı da çok hoşuma gitmişti) bir heves aldım ve başladım. 60 günde anca bitirdim çünkü elim bir türlü varmadı. Jane Eyre'ın yanından yamacından geçmeyecek, ilginç olmak için yazılmış hikayeler ile donatılmış bir kitap. Özellikle "Annemin Düğünü" hikayesinin sonunda yüzümde oluşan ifadeyi, bu kitabı alacak olanlar için referans olarak kullanmalarını isterdim ki kimsenin hevesi benim gibi kursağında kalmasın. Yahu koca kitapta hiç mi beğendiğin bir hikaye olmadı be arkadaş diye soranlara cevabımdır: "Kendi Kendine Üreyen Dağ Akçaağacı". Ona belki on üzerinden yedi verirdim. Kitap içerisinde okunacak tek hikaye oydu.
Edebiyat
Onunla Evlendim Sevgili OkurumTracy Chevalier · Yabancı Yayınevi · 2021106 okunma