Eskilerin “Kesin maslahat, mevhum zarara feda edilmez" sözü manidardır. Mecelle'nin ilk yüz kaidesi arasında yer alan şu iki ifade bu konuyu aydınlatacak cinstendir: "Umumi bir zararı gidermek için gerekirse hususi bir zarar tercih edilir..." "İki fesat karşı karşıya geldiğinde, hafifine katlanılarak büyüğünün çaresine bakılır..." İşte dünyevi zarar basit, uhrevi zararsa büyük bir sorundur. Şayet dünyevi kayıplar âhireti ona- rıyor ve kazanca çevriliyorsa, o kayıplar dahi birer kazançtır.
Sınırlar ülkeleri birbirinden ayırabilir ama kederleri ayıramaz. Dünyanın neresinde hangi kültür içinde yaşıyor olursa olsun, insanın dertleri benzerdir.
1- Gençler uzun bir eğitim süreci ardından istediği bir mesleği yapamama.
2-Dışarıda açık saçıklık kol gezerken Evlilik bu kadar zor olması bunalım ana temel bir sebebi.
3-Sosyal medya hayatları öyle şatafatlı gösterirken ekonomik imkansızlıklar bunalıma sürükler .
4- Bunu başa yazmam gerekirken burda yazıyorum Ahiret inancı sıfıra düşmesi bunalım ana ve öz temel sebebi .
5-Toplumda temel güven sebeplerin artık kolay yıkılması güvensiz toplum yapısı bunalımını ortaya çıkardı.
Bu kadar yazabildim sizin düşünceleriniz nelerdir ????
İşte sair mesaili buna kıyas et ve anla ki felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri; Kur'an'ın parlak, ruhlu hakikatleriyle müsademe edemez. Nokta-i nazar ayrı ayrı olduğu için ayrı ayrı görünür.
Sözler