Toprağın bağrına gömdüğümüz kimseler vardır; fakat özellikle sevdiğimiz öyle insanlar vardır ki, kefenleri yüreğimizdir ve anıları her gün yürek çarpmalarımıza karışır. Soluk alır gibi onları düşünürüz.
#Spoiler İçerir#
“İnsan düşüncelerini genel bağlamda bile ortaya koyarken kendini ele vermeden ve tüm benliğini katmadan edemiyor.”
“İnsan savaştan yeterince nefret etmezse onun kaçınılmaz olduğuna inanmaya başlar.”
“Hoşgörü kötülüğe karşı gösterilirse suça dönüşür.”
Kitap, serinin ilk kitabından çok da farklı değil. Hans Castorp iyileşme sürecine devam ediyor. Arkadaşlarıyla beraber yine uzun uzadıya her konuyla ilgili tartışıyorlar ve beklediği sevgilisi yanına gelince hayatında hiçbir şey değişmiyor. Aslında ikinci kitabı okuduğunuzda ilkinin yeterli olduğunu ve bu kitabın boş yere yazıldığını göreceksiniz.
Normal kitaplarda olaylar olur baş karakter durum değerlendirmesi ya da eleştireceği şeyleri kendince eleştirir olaylar akıp gider. Bu kitapta sayfalarca durum eleştirisi din, devlet, yönetim, politika, savaşlar, ölüm, cennet, cehennem, edebiyat, masonluk, ahlak, kilise ve felsefe tartışmaları okuduk. Az olay çok eleştiri ve tartışma olması okurken sıktı sanki roman değil de makale okuyor gibiydim. Bence bu kitabın en büyük sorunu tartışılan konu her neyse sayfalarca sürüyor olması. Okurken aşırı derecede sıkıcı ve yorucuydu.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde