#Spoiler İçerir#
“Zamanda, ‘gerçekten’ diye bir şey hiç mi hiç yoktur. Sana uzun geliyorsa uzun, kısa geliyorsa da kısadır. Ama gerçekten uzun mu kısa mı olduğunu kimse bilemez.”
“Oysa genelde, saatler ve haftalar insanın sırtına var güçleriyle yükleniyorlar.”
“Müzik, zamanı ve bizi uyandırır ve bu bağlamda ahlaksaldır. Sanat da uyandırdığı sürece ahlaksaldır ama ya tersini yapıyorsa? Bizi uyuşturuyor, uyutuyor ve tüm hareketliliğimizi ve ilerlememizi baltalıyorsa?”
Kitap, Hans Castrop’un İsviçre sanatoryumunda kalan kuzenini ziyarete gitmesiyle başlıyor. Dağların tepesinde temiz havayla tedavi olan kuzeniyle vakit geçiren ve onun nasıl zaman geçirdiğine şahit olan Hans birkaç haftalığına geldiği bu yerde, hasta olduğunu ve uzun bir süre burada kalacağını öğrenmesiyle hayatı değişiyor. Odamdan kitaba açılan kapı olsaydı dinlenme seanslarında onlara katılır balkona çıkıp tertemiz havayı içime çeker sakinliğin tadını çıkarırdım. Bir de Hans’ın bir türlü konuşmaya cesaret edemediği kızla konuşur hem Hans’ı hem de okuyucuyu bu eziyetten kurtarırdım.
Hans sürekli olarak geldiği bu yerde kalıcı olmadığını, ziyarete geldiğini ve geri döneceğini vurguladı. Aslında hastalığının farkındaydı ama onu yok sayarsa yok olacağını düşündüğü için görmezden geldi. Bazen bize de olur, başımıza gelecek şeyi bilir yine de yok sayarız çünkü olmasını istemeyiz. Ancak başımıza geldiğinde o fikre alışkın olduğumuzu fark ederiz. Reddederken alıştığımızı hiç anlamayız.
Kitapta en hoşuma giden şey herhangi bir yerde bir araya geldiklerinde kaliteli muhabbet ediyor olmalarıydı. O anda çevrede ne varsa onunla ilgili bir konu açılıyor ve herkes kendine bir şey katıyor. Eskilerin bu tarz kaliteli sohbet etmelerine ve kaliteli zaman geçirmelerine çok özeniyorum. Şimdilerde bir araya gelindiğinde
#Spoiler İçerir#
“Görüp de unuttuğumuz her şey sonsuza dek gördüklerimizde yaşar.”
“Gerçekte en derin dönüşümler sessiz olanlardır.”
“Aptallık zararsızlık çağrışımı yapar. Zekâysa akla tehlikeyi getirir.”
Kitap, Lenny Lerman’ın Ziko Slade tarafından vahşice öldürülüp hapse atılmasından bahsediyor. Slade, geçmişi herkes tarafından bilinen ünlü bir tenisçi ancak bu ünü kaldıramayıp yapmaması gereken birçok şeyi yapmış biri. Hayatını değiştirende ölümden dönmesi oluyor. Artık eski halinden eser kalmasa da işlenen cinayetin bütün delilleri kendisini gösteriyor. Slade’e inanan Emma’nın Dave Jurney’den yardım istemesiyle olaylar başlıyor. Odamdan kitaba açılan bir kapı olsaydı Dave’in yürüyen karın ağrısı karısının yanına gider derdinin ne olduğunu sorardım. Sürekli surat asıp durmasının boş yere olduğunu söyler madem surat asacaktın baştan bu adamla evlenmeseydin, bu adamın işinin ne olduğunu biliyordun derdim. Kitapta Dave’in karısı yüzünden çektiği iç sıkıntıları ben okurken çektim bu çok yorucu bir histi.
Kitabı okurken bazı yerlerde acaba Dave bu sefer haksız mı? Ya gerçekten katil Slade ise diye düşündüğüm yerler oldu. Sanki Dave boşa uğraşıyormuş gibi geldi, arafta bırakan bir konu işlenmişti.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde