Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
#Spoiler İçerir#
“Özürler kırıkları tamir etmiyordu; yalnızca bir şeylerin kırıldığının itirafıydı onlar. Sıklıkla da iki insan arasında.”
“Acı vermeyen bir soluktan daha mükemmel hissettiren bir şey var mıydı acaba?”
“Geçmiş sonsuza kadar yaşar. Bunu değiştirmenin bir yolu yok.”
Kitap, serinin son kitabı olduğu için artık her şey bu kitapta tamamlanıyor. Bir önceki kitapta siloların nasıl yapıldığını ne amaçla yapıldığını okumuşken bu kitapta artık durumlar değişti. Juliette dışarının durumunu öğrenebilmek için tekrar dışarı çıkıp örnekler aldı ve acı gerçekle yüzleşti. Bu sırada silo 1’de de işler sarpa sardı ve alınan kararla Juliette ve sevdiklerinin bulunduğu silo 18 kapatıldı. Zehirli gazlarla binlerce insan öldü, kurtulan birkaç yüz kişi başta yapılmasını istemediği ve çok kızdıkları tünelden Solo’nun silosuna yani silo 17’ye geçti. Artık siloların güvenli olmadığına karar verilince hep birlikte dışarıya çok uzaklara gitme kararı alındı.
Kitabı okurken fark ettim ki dünyanın neresinde olursa olsun cahillik ve bilmemezlik insanların işlerini hep zorlaştırıyor. Durum ne olursa olsun geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor. Osmanlı zamanında uzayın enginliklerini inceliyor diye Şeyhülislam Kadızade emriyle Takiyuddin Rasathanesinin yıkılması gibi insan bilmediğine hep düşman oluyor. Kitapta da dışarıya çıkılacak, yol gösterecek her şeyi şeytan işi korkunç şeyler olarak görüyorlar. Aslında ne kadar acı bir durum uçsuz bucaksız ormanlar, sonsuz gökyüzündense karanlık dipleri tercih ediyorlar bunu da sırf dışarıya çıkma cesaretleri olmadığı için yapıyorlar.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde.
#Spoiler İçerir#
“Gerçekler ile yalanlar siyah beyazdılar ve birbirlerine karıştırdıklarında her şeyi griye boyayıp anlaşılmaz kılıyordular.”
“Herkes her zaman her şey için zamanı olduğunu düşünür, ancak kimse durup da ne kadar zamanı kaldığını sormaz.”
“Unutabilmeyi dilediği şeylerde bir uzmandı o.”
Kitap, Wool serisinin ikinci kitabı, ilk kitapta silolarda yaşanan olaylardan bahsederken bu kitapta siloların nasıl tasarlandığı, nasıl inşa edildiği ve en önemlisi ne için yapıldığından bahsediyordu. Havadaki zehirli partiküller ve tozlarla insanlar yavaş yavaş öldürülmek isteniyordu. Amerika böyle bir saldırının önüne geçmek için 50 tane silo yaptırdı ve siloların açılış gününde uçaklarla, dünyayı kurtarmak için(!) aynı saldırıyı kendi yapıp zehirli partikülleri havaya yaymasıyla işler çığırından çıktı.
Kitabı okurken en üzüldüğüm karakter kesinlikle Donald oldu. Asıl amacının ne olduğunu bilmeden yavaş yavaş inşa ettiği siloda yüzyıllarca hapis kalacağını bilmemesi çok üzücüydü. Okurken, acaba bunu bilseydi neler yapardı, olayların seyri nasıl değişirdi diye kendimi düşünmekten alamadım. Silolarda yaşamın anlatıldığı bölümleri okurken kendimi gökyüzüne bakarken buldum hep. Biz böyle bir şey yaşasaydık tertemiz havayı teneffüs edememek ne kadar acı verici olurdu diye düşünüp durdum. İlk defa odamdan kitaba açılan bir kapının olmasını istemedim.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde
#Spoiler İçerir#
“O iyi bir adamdı, ancak kalbi kırıktı. Bu da en iyilerini bile alaşağı eder.”
“Hepsi de onun gibi insanları ölüme göndermek için tasarlanmış bu tezgâhları, kusursuzca çalışan bu aletleri takdir edebilmesi ise daha da garipti.”
“Böyle yaşamak için yaratılmadık.”
Kitap, zehirli atmosfer sebebiyle yer altında yaşamak zorunda kalan insanlardan bahsediyor. Bu yerde eski dünyaya dair bir şey konuşmak yasak, eski zamanlardan kalma bir eşya bulundurmak yasak. Herkes dışarıyı bir kameranın yansıttığı görüntülerin gösterildiği dev ekrandan görebiliyor. Kimisi görünen görüntünün yalan olduğunu, dışarının güvenli ve çok güzel olduğunu söylese de kimi de ekranda harap olmuş manzaranın doğruluğuna inanıyor. Silodan dışarı çıkmak serbest ancak geri dönüşü yok. Dışarı çıkmak için geri dönüşü olmayan şu sözleri söylemeniz yeterli: “Dışarı çıkmak istiyorum.” İşte kitapta dışarı çıkmak istememesine rağmen dışarı gönderilen Juliette’in yaşadıklarını anlatıyor. Dışarı çıkar çıkmaz ölmesi beklenen Juliette şehre doğru giderek kameranın kadrajından çıkıyor ve silo tarihi boyunca hiç yaşanmamış bu olayla birlikte maceralar başlıyor.
Okuyunca aklıma Platon'un mağara benzetmesi geldi. Siloda kalan insanlar gerçekten zincirli gibiydiler ve onlara ne deniyorsa doğru zannediyorlardı, sadece birkaç kişi bu işte başka bir iş olduğunu ve araştırmadan görmeden körü körüne bağlanmamak gerektiğini savunuyordu. Savunanlar da ölüme mahkûm ediliyordu. Aslında bizler de bize sunulan fikirleri, önerileri ve düşünceleri akıl süzgecimizden geçirmeli ve düşünce yapımıza, yaşam şeklimize, inançlarımıza uyuyorsa kabul etmeliyiz. Bu kitaptan anladığım şey: Ne olursa olsun sorgulamak. Sorgulamak kötü görülmemeli bence, çünkü sorgulamak bilinmeyeni öğrenmeye vesile, bilineni de daha iyi anlayıp