İskender Pala çok tarzım olmamasına rağmen şansımı deneyeyim dedim.
Beğenmedim, hiç beğenmedim, çok klişe geldi. Bir daha İskender Pala okur muyum? Hiç sanmıyorum.. :))
Leyla ile Mecnunİskender Pala
Nedir bu son zamanlarda okuduğum melankoli kitapları yahu! :)
Denk mi geliyor, anlamadım gitti.
Kısa bir özet geçeyim biz erkekler ilişkilerde gamsız gibi gözüksek de , ayrılık sonrası bir yaka paça dağıtıyoruz abi, paçoz paçoz sokaklarda geziyoruz. :))
Öyle kadınlar gibi Aman saçımın rengini değiştireyim Aman saçımı kestireyim de psikolojikmen rahatlarız modu da yok bizde.
Kitapta tam olarak bundan bahsediyor. Biten bir ilişkinin ardından serzenişler daha doğrusu kuyruğu dik tutma telaşı. Hayatın içinden cümleler var, hayatın ta kendisi denilebilecek tarzda.
İncelememi sonlandırırken;
Ankara'ya deniz gelirde sen bana gelmezsin,
Adana kar beyaz olur, sen benim olmazsın diyorum.. :)
İzahı olmayan acının,mizahı olur..
Biz Barışmayız Artık
Çevirmenler bunu acilen başka dillere çevirmeli çünkü acı evrenseldir. :))
Bir ara Selma Selma diye sayıkladım ama bir an evvel toparladım.
Bazı alıntılarda resmen böğrüm delindi. :)
Herhalde beni mezarıma kadar kovalayacak bir alıntı mezarlığı bu kitap.
Kitap özetleri ve diğer hakkında yazılmış şeyler dışında okuduğum ilk Peyami Safa kitabı, Türk Edebiyatının en güçlü eserlerinden biri. Ele aldığı konular, karakterler hepsi modernleşen Türk toplumunu çok iyi yansıtıyor. Oldukça çok yönlü bir roman, Peyami Safa Türk halkının mirasını modernist bir romanda birleştiren çok yaratıcı bir yazar.
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa
“Bu ağıdı öldüğün için söylemiyorum;
At vuruldu; içim paramparça Rüveyda.”
Yine inceleme yapmadan geçemeyeceğim kitaplardan biri.
Şiirlerinde her zaman bir ilahi ışık, güçlü dize ve manalar bulmak mümkündür. Sadece manaya ve ilahi aşka yol alan bir meyil içerisindedir. Bedene değil ruha hitap eder, sevginin her halini bulmak ise okur için muhtemeldir. Rüveyda adlı eserinde de şairin kendi tür ve biçimi devam etmektedir. Gençken kaleme almasına rağmen estetik, naiflik ve zarafetinden asla ödün vermemektedir. Şiirlerindeki keskin doku şiiri sessiz okumaya müsaade etmeyip, kelimelerin üzerine basarak ve sesli bir şekilde kendini okutmaya hevesli bir eserdir.
Bu kitabı okuyan herkes aynı duyguları hisseder mi bilmiyorum ama;
Bazı dizelere kalbimi bıraktım ben, çoğunlukla okurken ağladım, çoğu sayfayı defalarca kere okudum.
Rüveyda birdenbire isimlerin en güzeli oluyor, Rüveyda ile uyuyorsunuz Rüveyda ile uyanıyorsunuz.
Bana göre Rüveyda, kavuşmamak, uzaktan sevmek çok uzaktan.
Herkesin bir gün Rüveyda’sına kavuşma temennisi ile..
Son mısra;
“Çiçek çiçek kalbime doluyorsun Rüveyda.”
RüveydaNurullah Genç
Ben kolay kolay inceleme yazmam, bu kitaba yazmasaydım kendime saygısızlık olurdu.
Zor bir yolculuktu ama doğrusu değdi, manzaram gayet iyi.Umarım sen de mutlu olduğun manzaralara bakıyorsundur. Değilse de bir yolunu bulacağına eminim herkes bulur.
Bana şu yaşıma kadar tesir eden birkaç kitap arasına bunu da koyuyorum.
Okurken çoğu yerinde gözyaşlarımı tutamadım, yazdığı her satır o kadar hayatın içinden ki, eminim herkes hayatı boyunca mutlaka böyle bir ilişki yaşamıştır.
Gidememek-kalamamak ikileminde kalmışızdır çoğu zaman.
Bu kitap beni parçaladı resmen,biraz daha kalın olsa kitap akli dengemi yitirecektim az kalsın.
Osman'a çoğu yerde ana avrat sövdüm, ulan bir kadının canı bu kadar yakılır mı dedim sonra dönüp kendime baktığımda kim bilir kimlerin canını yaktın be oğlum dedim.
Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki sanırım uzun bir süre OSMAN'a kinimle yaşayacağım.
Bu kaçıncı vedalaşmamız diye soracak olursan, sonuncusu derim. Gezegenin bir yerlerinde olduğunu bilmek benim için her zaman güzel.
Lütfen soluk mavi noktamız da kalmaya ve tadını çıkara çıkara yaşamaya devam et, ben öyle yapacağım.
Gülmeyi ihmal etme, sağlığına özen göster,soranlara selam söyle..
Yolların hep cennete çıksın, hoşçakal OSMAN..
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa