Sonunda bitirebildim bu kitabı. İskender Pala gerçekten çok iyi bir yazar, tarihi olayları unutturmayacak bir biçimde yazıyor dilini de çok beğeniyorum ama kitaplarda birşey var. Daha akıcı,sade kitaplara mı alıştım bilmiyorum ama akmıyor kitap. Çok güzel maa bi türlü bitiremiyorum hep uzun sürüyor. Neyse önce sevmediğim şeylerden bahsedeceğim.
(Sayfa 321)
Kızının yüzünü unutan bir anne!"
"Annesini tanımadan büyüyen bir kız!"
"Ve onları kurtarmak için ömrünü ateşler arasında kükürt soluyarak geçiren bir baba!"
"Merhameti tanımamış bir çocuk!"
"Yirmi yıl konuşmayan bir anne."
"Yirmi yıl karısını özleyen bir koca!"
"Ve annesinin yaşayıp yaşamadığını bilemeyen bir genç kız..."
Hepimiz içimizdeki özlemleri, çözümsüz dertleri ve ce- vapsız soruları art arda sıralamaya başlamıştık. Sarılarak ve gözyaşları içinde... Sevinçle hüznün arasında bir yerde... Gecenin ılık mavisinde...
Bu tarz kısımlar bana çok cringe geliyor okurken yüzümü buruşturduğum yerlerden biriydi. Aynı zamanda son bölümde kitabın etkisini azaltan bir bölüm bence yazım dili de içeriği de çok vasat.
Noktalama işaretlerini garipsediğim yerler oldu üç nokta kullanımı çok fazlaydı, bunu neden garipsediğimj de sorguluyorum bu arada. Günümüzdeki yazım dili kullanımımızdan ötürü olabilir.
Başka elestirdiğim bir kısım olmadı, İskender Pala kitaplarında olaylarla bilgileri çok güzel harmanlıyor aklımda bir sürü hadis var ve bu çok hoşuma giden bir olay.