Tatil geldiği zaman
Ağlarım ben inan
Gidiyorsun işte
Arkana bakmadan
Nasıl geçer bu yaz
Ne olur bana yaz
Sen sen sen
Sen bir ömre bedel
Yok yok yok
Gitme gitme gel
Eylülde gel
Okul yolu sensiz
Ölüm kadar sessiz
Geçtim o yoldan dün
İçim doldu hüzün
Yapraklar solarken
Adını anarken
Bekletme ne olur
Gelmek zamanı gel
Yok yok yok
Gitme gitme gel
Eylülde gel
Sofie kendini bildi bileli çalılıktaki dar geçidin farkındaydı. Oradan sürünerek geçince geniş ve boş bir yere geliyordu, yani mağarasına. Burada kimsenin onu bulamayacağından emindi.
Norveç' te hristiyanlık yayılmadan önce, Norveçliler Tor' un iki teke tarafından çekilen bir arabayla gökyüzünde dolaştığına inanıyorlardı. Çekicini salladığı zaman şimşekler çakar, fırtınalar oluşurdu. Fırtına sözcüğünün Norveççesi Tor-donn dur, yani Tor' un gürültüsü anlamına gelir.
Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çekilen bir ülkede birine bu soruyu sorarsak cevap "yemek" olacak; donmakta olan biri sorarsak cevap "sıcak"; kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka "diğer insanlarla beraber olmak" olacaktır. Ama tüm bu ihtiyaçları giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha var mıdır hala? Filozoflar "evet" diye cevap verirler. Onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamaz. Tabii ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.
Taze zihinleri gelişmeye başlayıp okuduklarını anladıkları zaman ikisinde de okuma cinneti başladı. İlk okuma heveslerine özgü doymak bilmez bir açlıkla her ellerine geçeni okumak istediler. Önce hikayeler, kitapçılardan kirayla alınmış yahut arkadaşlarından bin ricayla istenilmiş yerli yabancı bir alay hikaye okudular. Çoğu zaman birlikte okurlardı, sınıfın bir tenhaca bir yere çekilirler, kitabı çekmecenin içine yerleştirirler, Ahmet Cemil yavaş sesle okur, Hüseyin Nazmi dinler ve işitemediklerini göz ucuyla süzerek tamamlardı. İki arkadaş fikirlerini, kalplerini bir kitabın bir sayfasında böylece birleştirirlerdi.