Sadık Munis

Sadık Munis
@SadikMunis
Sinema tv
Kocaeli
İzmit, 14 Ağustos
5 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Eylül
Tatil geldiği zaman Ağlarım ben inan Gidiyorsun işte Arkana bakmadan Nasıl geçer bu yaz Ne olur bana yaz Sen sen sen Sen bir ömre bedel Yok yok yok Gitme gitme gel Eylülde gel Okul yolu sensiz Ölüm kadar sessiz Geçtim o yoldan dün İçim doldu hüzün Yapraklar solarken Adını anarken Bekletme ne olur Gelmek zamanı gel Yok yok yok Gitme gitme gel Eylülde gel
Fecri Ebcioğlu
Reklam
Sofie' nin mağarasına sahip olan var mı?
Sofie kendini bildi bileli çalılıktaki dar geçidin farkındaydı. Oradan sürünerek geçince geniş ve boş bir yere geliyordu, yani mağarasına. Burada kimsenin onu bulamayacağından emindi.
Sayfa 15 - Sofie Amundsen·Kitabı okuyor
Felsefe
Norveç' te hristiyanlık yayılmadan önce, Norveçliler Tor' un iki teke tarafından çekilen bir arabayla gökyüzünde dolaştığına inanıyorlardı. Çekicini salladığı zaman şimşekler çakar, fırtınalar oluşurdu. Fırtına sözcüğünün Norveççesi Tor-donn dur, yani Tor' un gürültüsü anlamına gelir.
Sayfa 31 - Sofie Amundsen·Kitabı okuyor
Felsefe
Esrarengiz Mektuplar
Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çekilen bir ülkede birine bu soruyu sorarsak cevap "yemek" olacak; donmakta olan biri sorarsak cevap "sıcak"; kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka "diğer insanlarla beraber olmak" olacaktır. Ama tüm bu ihtiyaçları giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha var mıdır hala? Filozoflar "evet" diye cevap verirler. Onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamaz. Tabii ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.
Sayfa 20 - Sofie Amundsen·Kitabı okuyor
Felsefe
Hüseyin Nazmi Yoksunluğu..
Taze zihinleri gelişmeye başlayıp okuduklarını anladıkları zaman ikisinde de okuma cinneti başladı. İlk okuma heveslerine özgü doymak bilmez bir açlıkla her ellerine geçeni okumak istediler. Önce hikayeler, kitapçılardan kirayla alınmış yahut arkadaşlarından bin ricayla istenilmiş yerli yabancı bir alay hikaye okudular. Çoğu zaman birlikte okurlardı, sınıfın bir tenhaca bir yere çekilirler, kitabı çekmecenin içine yerleştirirler, Ahmet Cemil yavaş sesle okur, Hüseyin Nazmi dinler ve işitemediklerini göz ucuyla süzerek tamamlardı. İki arkadaş fikirlerini, kalplerini bir kitabın bir sayfasında böylece birleştirirlerdi.
Sayfa 26
Reklam