Mukakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh , ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize , bizim aklımıza , hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden , meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk . O zaman bütün tereddütler hicaplar bir tarafa bırakılıyor , ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için , her şeyi çiğneyerek , birbirine koşuyordu.
“Tamamen yalnızım...Ama Berlin’de değil...Bütün dünyada yalnızım...Küçükten beri...”
“Ben de yalnızım...” dedi . Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarına alarak : “ Boğulacak kadar yalnızım...” diye devam etti, “hasta bir köpek kadar yalnız...”