Walery Wròblewski bir hayli eskimiş ceketinin cebinden buruşuk bir kağıt çıkardı ve Marx’a uzattı. Marx dikkatle bir kez okudu, bir kez daha okudu, şaşırmıştı:
“Muhteşem bir şey, ama. Eugène Pottier’yi duydum fakat onun böyle güçlü dizeler yazabileceğini beklemiyordum. Bizim böylesine yürekten gelen bir marşımız eksikti. Rica ederim, bu şiiri bana yüksek sesle okuyun.”
Ve Marx’ın çalışma odasında ‘Enternasyonal’ çınlıyordu:
“Uyan uykudan... Uyan esirler dünyası!..”
Wròblewski genelde şiirleri ustaca okurdu, fakat bu kez sesi titriyor, çatallaşıyordu:
“Tanrı, paşa, bey, sultan
Nasıl bizi kurtarır
Bizi kurtaracak olan
Kendi kollarımızdır.
Bu kavga en sonuncu
Kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık.”
Wròblewski, heyecanını yenerek şiiri tamamlamıştı. Sessizlik egemendi. Marx puro içiyor ve kaşlarını çatmış düşünüyordu.
“Büyük Paris Komünü’nün enkazından, bu nihai zaferden tümüyle emin olan çağrı doğmuştur,” dedi Marx. “Bu Komüncüler için muhteşem bir anıttır.”
Marx purosunu söndürdü ve Wròblewski’den nakaratı yinelemesini rica etti: