Mustafa Kutlu - Rüzgarlı Pazar İncelemesi
Yazar kitabında yoksulluk ile baş etmeye çalışan alt kesim bir toplumun yaşadığı sıkıntıları rağmen her halükarda ayakta kalabildiklerini anlatmış.
Olaylar öyle güzel anlatılmış, öyle güzel betimlenmiş ki okurken bi anda kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Keza kişiler de öyle, günlük yaşamımızda karşılaştığımız insanların karakter olunmuş hali.
Kitabı okuyan herkesin mutlaka kitaptan kendisine bir pay çıkaracağını düşünüyorum.
Kitapta yoksul toplumu öyle güzel betimleyip anlatmış ki kendimi birebir yaşamış gibi hissettim.
Sofrasına bir dilim peynir almak için sabahtan akşama kadar çalışmak, bir dondurma yemek için günün yarısını vermek, soğukta o demirlerin üstünde akşama kadar tir tir titreyerek beklemek. Neden? Çünkü eve yemek almaları lazım.
Peki günümüze bakarsak çoğumuzun bir yediği önünde bir yemediği arkasında. Ama hala olduğumuz durumdan şikayet ediyoruz. Olması gereken sizce de elimizdekiler ile yetinmeyi bilip şükrümüzü her zaman daim sürdürmemiz gerekmez mi ? İnsanoğlu nankör bir varlık, ve buna tarihin her döneminde rastlarız. Ne kadar yerse yesin, ne kadar israf ederse etsin gözü hep daha fazlasındadır. Günümüzde ülkemiz başlarda olmak üzere yiyecek israfı o kadar çok üst düzeydeki, araştırmalara göre Türkiye'de 1 yılda yaklaşık 7,7 milyon tondan fazla gıda israf ediliyor. Bu da kişi başına yılda yaklaşık 93 kilogram gıdanın israf edildiği anlamına gelir.
Söylediğim üzere araştırmalar hiç iç açıcı değil. Bazı insanların evine 2 ekmek almak için ne uğraşlara girdiğini fakat bazı insanların da onları israf etmesine yönelik hareketlerine vurgu yapmak istiyorum. Bu kadar fazla gıdayı israf etmesek, ihtiyacımızdan fazla gıda almasak (bu sadece gıda üzerinden değil her tür ihtiyacımızda geçerli) belki de ülkede