Mehmet şah güneş

Gerçekler hakkında konuşmak aydınların sorumluluğudur.
8/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2020 11:51
Chomsky ile M. Albert ismindeki Amerikalı aktivist ve yazar abimizin söyleşisinin mini bir kitapçığa dökülmüş hali. Konuların dalları bakımından tanıtımlarda da bahsedildiği üzere sosyal bilimlerden, kültürel kurumdan, ABD’de ve dünyadaki sol hareketlerin başarıları ve başarısızlıklarından, aktivist bir etik ve özgürlükçü bir muhalif örgütlenmenin nasıl olması gerektiğinden detaylı ve aydın bir bakış açısıyla yer alıyor. Minik el kadar kitaptır lakin içerik ve sohbet bakımından ortalamanın baya üstünde ve entelektüel dilin ve nükteli bakış açılarının ağırlıkta olduğu bir üslup ile karşılaşmaktayız. Sosyoloji, politika, ahlak ve etik üzerine düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren bir eser. “Entelektüellerin görevi, doğruluk üzerine konuşarak yalanları ortaya çıkarmaktır” diyor Noam Chomsky. Bazı noktalarda sanki sazı eline bir emperyalist tarafmış gibi saldırgan ve iğneleyici üslup ile sorular ve tezler yönlendiren Albert’e, aslında bu konuşmadaki tutumları ile, görev ve sorumlulukların bilincinde olarak uygulanması gereken tutumlara da bir şekil A örnek sunuyor bize, cevapları ve tavırlarıyla Chomsky. Dilin yapısı ile dilcilerin ve bu alanla ilgilenenlerin evrensel dil grameri araştırmaları ve makaleleri ile tanıdığımız Chomsky’yi bu kez siyasi yönleri ile tanımaya başlıyoruz. Faşizm, emperyalizm, savaş karşıtı bir tavır göstermenin yanında, Bir makalenin şu alıntısına da yer vermek gerekir; “ Chomsky, Vietnamdaki korkunç yıkımların sebebinin imtiyazlı hatalardan kaynaklı olduğunu biliyordu. Amerikalılar ise güney Vietnam’ı, komünist saldırılarından koruduklarını sanıyorlardı. Özünde Güney Vietnam’ın varlığının tek sebebi Amerika’nın birleşik Komünist Vietnam fikrini reddetmesiydi. Gizli şüphelerine rağmen, Lyndon Johnson, Amerikalılara savaşı kolayca kazanabileceklerini
Edebiyat
Entelektüellerin SorumluluğuNoam Chomsky · BGST Yayınları · 2005116 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·64 syf.··
2024 6. kitabı
Rene Descartes'in bu kitabı 6 bölümden oluşmuş. O yüzden yorumlarımı bölüm bölüm yapmayı daha doğru buluyorum. İlk bölümde Descartes ne kadar kitap okursak okuyalım isterse dünyanın en iyi okullarında okuyalım hiçbir şey bize düşünmek kadar öğretim sağlamayacaktır. Çünkü ne kadar çok şey öğrenirsek öğrenelim onları kullanamadıktan sonra ne önemi kalır ki ? Hatta bununla ilgili #230872251 diyerek bizlere düşüncesini net bir şekilde göstermektedir. Descartes bu bölümde kendimizi kısıtlamamayı her şeyden önce Dünya denilen kitabı okuyup anlamamız gerektiğini söylemektedir. Çünkü bize gülünç gelen şeyler diğer toplumlara göre bir inanç olabilir. Bu yüzden tüm önyargılardan arınmamız bizler için önem taşımaktadır. İkinci bölümde kendi bulduğu yöntemlerden bahseder Descartes. Mantık ve matemetiğin geometri konusundan yararlandığını söyler. Eğer bir şeyi sağlam temeller üzerine oturtmak istiyorsak bildiğimiz tüm kalıp düşünce ve bilgilerden arınılması gerektiğini söyler. Descartes tüm bilgileri sıralama şeklinde öğrenmeyi tercih eder(aritmatik). Eğer tek bir kaynaktan -Descartes buna öğretmen diyor- öğrenim görseydi kesinlikle hakikatin bilgisine yaklaşamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden genç yaşlarında birçok filozofun eserini okuduğu ve hiçbirinin birbirini yargılamadan sadece zihnini kullandıklarını görüyordu. Belkide Descartes modern felsefenin babası olarak gördüğümüz günlerin başlangıç temelini atıyordu. Üçüncü bölümde Descartes bulduğu yöntemlerin tek başına yeterli olmayacağını bunun için bazı ahlak kurallarına ihtiyaç duyacağımızı söylemektedir. Kendisininde kullandığı dört ahlak prensibini bizimle bu bölümde paylaşmıştır. Descartes bize başkalarının işleriyle uğraşmak yerine kendi işlerimizle uğraşmanın bizi ileriye taşıyacağına
1000k
Yöntem Üzerine KonuşmaRené Descartes · Kapra Yayıncılık · 20213,577 okunma
Bir Bardakta Okyanus
10/10
·261 syf.··
2021 79. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 22:50
Bir nükleer savaş tehdidi yaşayan İngiltere, çocuklarını güvene almak için onları bir uçağa yerleştirerek ülkeden uzaklaştırmak isterler. Fakat uçak bilinmeyen bir sebep ile ıssız bir adaya düşer. Kazada uçakta kalan bütün yetişkinler hayatını kaybeder ve sadece çocuklar hayatta kalır. Çocukların yaş aralığı ise 6-12 arasındadır. Çocuklar adaya düştüklerinde ilk fark ettikleri şey ailelerinin ve yetişkin kimsenin olmamasıdır. Bu sebeple çocukların üstünde herhangi bir otoritenin varlığından söz edilememektedir. Kısaca ne bir kural ne bir baskı ne bir düzen. Bu durum çocukları oldukça mutlu eder fakat bir otorite dengesi olmaması refah bir hayatımı yoksa felaketi mi beraberinde getirir bunu hep birlikte görelim. Adaya düşen çocuklar, ilk başlarda eş güdüm içerisinde hareket ederken daha sonra yavaş yavaş gruplaşmalar başlar. Bununla beraber bir liderlik ihtiyacı duyulur ve hiç kuşkusuz ki bir iktidar kavgasını da beraberinde getirir. Güç ve iktidar savaşı çocukların içindeki uyuyan duyguları uyandırır ve kaçınılmaz olarak kaosun içine sürükler. Burada insan doğuştan mı kötüdür yoksa bu kötülük sonradan çevre koşullarından edinilmiş birikimler doğrultusunda mı gelir, bir nevi bunun cevabını da bu eserde kendimize sormuş oluyoruz. Dipnot Yüzlerce yıl boyunca Hristiyan kilisesi, insanın doğumuyla günahkâr bir varlık olarak hayat bulduğunu söylemiştir. Eserde asıl konu liderdik çatışması ve bununla beraber temel otorite dayatmalarıdır. Adaya çocuklar ilk düştüklerinde Jack ve Ralph liderlik için çocuklar arasına seçime giderler kazanan Ralph olur. Jack bunu her ne kadar kabul etmese de boyun eğmek zorunda kalır. Ralph, iş bölümü yaparak çocukları kurallar ile yönetmeye çalışır. En büyük isteği adada bir ateş yakıp o ateşten çıkan dumanın bir gemi veya uçak tarafından
Edebiyat
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
Aslolan her şeyi bildiğinizi sandıktan sonra öğrendiklerinizdir.