Bu çiçek neler söylüyor, bu adam nereye gidiyor, bu taşı buraya niçin koymuşlar hep anlarsın. Gece ile gündüz uyku ile uyanıklık hayatla ölüm birleşir. Dünyada niçin varsın anlarsın. Okudukça açılırsın. Açılırsın ne demek? Ayak bağı olan şeylerden kurtulursun bir, bir. Gittikçe hafiflersin. Hafiflersin ne demek? Biri sana ağır bir söz söyler, biri sana ağır bir yük yükler, biri seni över de göklere çıkarır, biri sana mani olmak ister, biri seni çekip götürmeye çalışır, biri önüne engeller yığar, bir başkası para yığar, biri der ki aç kalırsın biri der ki yapamazsın biri der ki olmaz imkânsız. Bütün bunları aşarsın. Anlıyor musun?
"Allah'ım ben senin istediğin gibi olmak
istiyorum. Hiç kimse benden incinmesin, hiç kimse benden zarar görmesin, hiçbir kalp benim elimle, dilimle kırılmasın."
"Bırakma kendini...
Gözünü karartma, gönlünü daraltma. Buraya kadarmış deme, burası kadermiş..."
"Uzayan geceye, kısalan gündüze rağmen;
geç gelen sabaha, erkenci akşama rağmen; çoğalan karanlığa azalan aydınlığa rağmen; bil ki gecelerin ardında sabahlar var, zorlukların ardında kolaylıklar, hastalıkların ardında şifalar dertlerin ardında devalar. Öyleyse; bir sebep bul; varlığını önemseyen biri ya da varlığını önemsediğin birini düşün. Bırakma kendini.
"Çocukluk anılarınızın bu kadar puslu olmasının iki olası nedeni var" diyorum insanlara. "Ya hatırlamaya değer bir şey olmamıştır ya da hatırlamanızın sizin için incitici olabileceği çok fazla şey olmuştur." Daha sonraki bir bölümde göreceğimiz gibi, insanlar hayatlarının duygusal acıyla tanımlanacak tüm dönemleri ile ilişkilerini kesebilirler.
Hastalık hakkında (ya da herhangi bir konu üzerinde) düşünme şeklimiz, ortada bir belirsizlik olduğunda pek de rahat de-ğildir. Bir hastada zatürree vardır ya da yoktur; zihnini etkileyen bir rahatsızlığı vardır ya da yoktur. Zihnin "anormal" olarak görüldüğü herhangi bir rahatsızlık söz konusu olduğunda insanlarda yaygın olarak görülen bir sıkıntı oluşur. Peki ya söz konusu hastalık için ayrı bir kategori yoksa, ya "sağlıklı" ile "sağlıksız" arasında belirleyici bir çizgi yoksa, ya "anormallik" olarak adlandırdığımız şey aslında herkeste olan dengesiz beyin işlemlerinin daha yoğun bir hali ise? O zaman belki de kesin ve değişmez nitelikte beyinsel bozukluklar aslında yoktur ve hepimiz stresli şartlar altında mental çöküş ya da işlev bozukluklarına açığız-dır. Hepimiz delirebiliriz. Belki de çoktan delirmişizdir.