Yahûdîler, gelmesini bekledikleri son peygamberin, kendi ırklarından, yâni İsrâîloğulları'ndan olmasını arzu etmekte idiler. Allâh Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ise İsmâîl -aleyhisselâm-'ın nesebinden gelen Araplardan olduğu için yahûdîler hased ederek O'na îmân etmemişlerdir.
"-Bunun o Peygamber olduğundan emin misin? İyice tespit ettin mi?" diye sordu. Huyey:
"-Evet!" karşılığını verdi.
"-O hâlde, O'na karşı kalbinde ne var?" diye sorunca da Huyey:
"-Vallâhi hayatta olduğum müddetçe O'na hep düşmanlık besleyeceğim!" dedi. (Ebû Nuaym, Delail, 1, 77-78)
Bâtını kâfirleri kahırlarından çatlasalar da hiçbir kimse Allah'ın hükmüne karşı gelemez. Bu Bâtıniler Allah Teâlâ'nın ehl-i hak arasında ihtilaf kıldığını inkâr ettiler. Ümmetin içindeki ihtilafı rahmetin takip ettiğini bilmediler.