Muhammed Ali Ulupınar

Cenab-ı Hakk'ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar. Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif: "Yâ İlahî! Hasenatım senin atâ'ndandır. Seyyiatım da senin kaza'ndandır. Eğer atâ'n olmasa idi, helâk olurdum." der.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Muhammed Ali Ulupınar

, 2026 okuma hedefini ekledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
1/20 kitap - %5 tamamlandı
1 kitap okudu
20 kitap
271 sayfa
0 inceleme
50 alıntı
10 günde 1 kitap okumalı.
Mazdekiyye, V. Hicrî yüzyılda Mazdek tarafından ortaya atılan ve havanın, suyun ve ateşin paylaşıldığı gibi paranın ve kadının da ortak olduğunu ileri süren, bu sebeple de tarihteki ilk komünist hareket kabul edilen mezhep.
Merhabâ ey âlî sultân merhaba! Merhaba ey kân-ı irfân merhaba! Merhaba ey sırr-ı Furkân merhaba! Merhabâ ey derde dermân merhaba! Merhaba ey Rahmeten li'l-âlemîn! Merhaba Sen'sin Şefîu'l-müznibîn!..
Hayber yahûdîleri ile Gatafan arasında savaş vardı ve yahûdîler her karşılaşmada mağlûb oluyorlardı. Sonunda: "Ey Allah'ımız! Ahir zamanda göndermeyi va'dettiğin o ümmî peygamber hakkı için Sen'den bizi muzaffer kılmanı diliyoruz!" duâsıyla Hakk'a yalvarmayı kararlaştırdılar. Gatafan'la karşılaşınca da bu duâyı yaptılar. Böylece Peygamber Efendimiz ile tevessülde bulundular. Savaşın neticesinde Gatafanlıları bozguna uğrattılar. Fakat Allâh Teâlâ, yahûdîlerin duâlarında vesîle edindikleri Hazret-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i peygamber olarak gönderince O'nun peygamberliğini inkâr ettiler. Bunun üzerine Allâh Teâlâ: وَ كَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَمَّا جَاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِهِ فَلَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْكَافِرِينَ "...Daha önce (o peygamberin adını kullanarak, O'nun hakkı için diyerek) kâfirlere karşı zafer isteyip durdukları hâlde, o tanıyıp bekledikleri (Peygamber) kendilerine gelince, bu sefer O'nu inkâr ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle kâfirlerin üzerinedir." (el-Bakara, 89) âyetini inzal buyurdu. (Kurtubî, II, 27; Vâhidî, s. 31)