Sabahleyin, bir gelenek haline gelmiş gibi Paris kavşaklarında idam kararları okunuyor ve satılıyordu. Bu satışla yaşayan insanlar da var gibi görünüyor. Duyuyor musunuz? Bir talihsizin suçundan, onun cezasından, çektiği işkencelerden, can çekişmesinden ekmek kazanıyorlar, bir kuruşa kâğıt satıyorlar. Kandan paslanmış bu kuruştan daha korkunç bir şeyin olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Kim topluyor onları?
Aşın uçlar ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demektir ve sanatta da politikada da, aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında.
Rastlantıların, sadece rastlantıların söyleyecek bir sözü vardır bize. Gereklilikten doğan, olmasını bekledi- ğimiz, günbegün yinelenen her şey dilsizdir. Sadece rast- lantı bir şeyler söyler bize. Onun diyeceklerini Çingene- lerin kahve falı bakması gibi karineyle çıkarırız.
Gidenler hep suçlu mudur?
Kalanlar hep masum mudur?
Gidenler neden gider?
Kalanlar neden gidemez?
Herkes gidene kızarken bazen belki de kalandır suçlu olan...