İnsan yüreği nerde atıyorsa ustanın dizlerinin ayak sesleri ordan hissedilir. Sevdadan, acıdan, memleketten , gurbetten , fukaralıktan... Nerde olursa olsun her bir dizenin bir sahibi mutlaka olmuştur. Kimi zaman kendini derdini bir yana bırakmış; başkasının derdiyle hemhal olmuş. Yarini , yarasını hep içinde saklı tutmuş. Olur olmaza dökmemiş içini , merhem yerine , yara olanlara göstermemiş yarasını, kurt uyumuş , kuş uyumuş , o , hep ayık kalmış .
Halk ozanı , büyük usta Ahmed Arif ...
Şiiri ; bir gezgin, karış karış gezer durur Anadolu’yu . Ovalarda deli bir kısrak , dağ oyuklarında bir atmaca , su kenarında başı önünde bir söğüt , hasat zamanında nasırlı bir el , gecede keçeye sarılmış yatan bir çoban, okulda öğrenci, küçelerde bir lahit taşı , yaşlı yüzlerde eskimiş bir yara izi , pazarda bir hamal, memleketin, hasretin, aşkın piri...
O bir usta !
Onun anısına
Ahmed Arif’e Nazire
Tekmil ufuklarda
Kalkmış bahar
Heybesi dolu.
Dağın alnında
Şafağı çatlatan
Yırtılasıya bir güneş.
Dizilmiş
Tabur tabur
Envai yeşil
Dallarına
Su çeker
Bir bahar akşamı
Kök telbizden.
Kar tutmuş
Dorukların
Suları dökülür,
Ovalarda